PICTURE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
PICTURE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Şubat 2016 Çarşamba

Leylak Toplayan Kız

Osman Hamdi Bey - Leylak Toplayan Kız.jpg
By Osman Hamdi Bey (Yaşam süresi: 1910) - Özgün yayın: 1881 Şu anki kaynağı: http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/137074/osman-hamdi-beyden-tablolar, Kamu Malı, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=46634742


Leylak Toplayan Kız, Osman Hamdi Bey'in 1881 tarihli tablosudur.

İçerik

Eserde genç bir kız erguvan ağacından çiçekler toplamaktadır. Kızın yüzünde hüzünlü ifade vardır. Çiçeklere uzanmak için ayaklarını hafifçe kaldırmaktadır. Erguvanların canlılığı, bahar mevsiminde bulunduğun izlenimini verir.
Kız, altın sarısı renkli bir bindallı elbise giymiştir.
Bahçeyi kapatan ahşap paravanda altıgen motifler yer alır.

Mihrap (Tablo)

Osman hamdi bey mihrap.jpg


Mihrap (Tekvin veya Yaradılış), Osman Hamdi Bey'in 1901 yılında yaptığı tartışma yaratmış tablo. Son olarak Demirbank’ın arşivlerinde kayıtlı görünen tablo, kayıptır[1].
Osman Hamdi'nin eserleri hakkında araştırma yapan sanat tarihçisi Mustafa Cezar, Hamdi Bey'in esere ne ad taktığı o sırada tespit edilmemiş olduğundan tabloya Mihrap ismini vermiştir.[2] Tablonun ilk kez 1901'de Berlin'de, ardından 1903'te Londra'da Kraliyet Akademisi'nin yaz sergisinde sergilendiği[3] ve her iki sergi kataloğunda da adı La Genèse (Tekvin ya da Yaradılış) olarak yer aldığı sonradan tespit edilmiştir.

İçerik

Resim, duvarında çinili mihrap olan bir bina içini göstermektedir. Başı açık bir kadın Kur'an yazısı ile çevrelenmiş olan mihraba arkasını dönmüş olarak, büyük bir rahle üzerinde dimdik oturur vaziyette resmedilmiştir. Ayaklarının çevresinde de Kur'an ve Kur'an sayfaları bulunur. Resmin hemen önünde yer alan buhurdandan ortama mistik bir hava veren dumanlar yayılır. Mihrabın yanında ise dev bir mum yer alır[4].
Resimde yer alan çinili Mihrap, İstanbul’da Çinili Köşk’te bulunan (env. no: 136), 1907 yılında Konya Karaman İbrahim Bey İmaretinden müzeye getirilen, renkli sır tekniğindeki mihraptır.[2] Resmin yapılış tarihi göz önüne alındığında Osman Hamdi'nin bu mihrabı İstanbul’a getirilişinden 6 yıl önce görüp, resmettiği anlaşılır.
Resimdeki kadının ressamın eşi Naile Hanım’ın gençlik hali olduğu iddia edilir[5]. Kimine göre ise ressam, evde çalışan bir Ermeni kızı model edinmiştir[6].
Resimdeki kadının pozu, Jean-Léon Gérôme'un Tanagra isimli heykeli ile aynıdır, bu nedenle Osman Hamdi’nin Mihrab’ı yaparken Tanagra'dan esinlendiği düşünülür.[2]

Tartışmalar

Mihrap, yapılışından itibaren çok sayıda eleştiri ve saldırının hedefi olmuştur. Osman Hamdi Bey’in tüm resim kariyerinde en çok bu tablosunda toplumsal ahlak ve din açısından ‘dokunulmaz’ alanlara temas etmiştir.[2] Osman Hamdi’nin “oryantalist” suçlamasının gelmesinde en önemli sebebin Mihrap adlı eseri olduğu düşünülür[6] çünkü eserde ayaklarının dibine dini içeriklerin kitapların düzensizce atılmış olduğu bir kadını tasvir edilmektedir. Kimi yorumlara göre tablo kadının statüsünün önemini vurgular; yere atılan dini içerikli kitapların kadının özgürlüğünü engelleyen dinsel baskıları simgelemektedir[7] Resimdeki kadının kışkırtıcı göğüs dekoltesiyle birlikte başının açık, sırtının da Kâbe’ye dönük olması karşı tavrı belirginleştirir.[2] Edhem Eldem'in yorumuna göre bu tablo Osman Hamdi'nin kadınlığı annelik olarak dinin, dogmanın üzerinde bir yere koyuşunu ifade eder.[2]

Eserin sahibi

Çeşitli defalar el değiştiren tablo; müzayedeci Aret Portakal, Mesut Hakgülen, Çiğdem Simavi tarafından satın alındı.[8] Bilinen sahibi Demirbank adlı bankadır ancak arşivlerinde yer almasına rağmen banka tasfiye edildikten sonra koleksiyonda tablo ortaya çıkmamıştır ve nerede olduğu bilinmemektedir.[1]

Osman Hamdi Bey'in Mihrab'ı yaparken esinlendiği, Jean-Léon Gérôme'un Tanagra isimli heykeli

Kaynaklar

Mimozalı Kadın

Osman Hamdi Bey - Mimozalı Kadın.jpg
By http://www.leblebitozu.com/wp-content/uploads/2015/08/osman-hamdi-bey-mimozalı-kadın.jpg, https://tr.wikipedia.org/w/index.php?curid=2064809
Mimozalı Kadın, Osman Hamdi Bey'in, eşi Marie'yi (sonraki adıyla Naile Hanım) resmettiği 1906 tarihli tablosudur.

İçerik

Osman Hamdi Bey, bu eserini diğer tablolarının aksine oryantalist bir şekilde değil, Avrupa'da görülen akımlara uygun olarak çizmiştir. Fona herhangi bir ayrıntı ve desen yerleştirmemiş, fonu sadece fon işlevi görmesi için kullanmıştır.
Fransız olan eşinin giysileri yine tamamen Fransız modasına uygundur. Elinde sarı renkli bir demet mimoza çiçeği tutmaktadır.

Kaplumbağa Terbiyecisi

Osman Hamdi Bey - The Tortoise Trainer - Google Art Project.jpg
By Osman Hamdi Bey - 3AFvsWCD87FIWg at Google Cultural Institute, zoom level maximum, Kamu Malı, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=22144764
Kaplumbağa Terbiyecisi vers2.jpg
By Osman Hamdi Bey - Catalogue of Batıya Yolculuk (Travel to the West) exhibition at Sakıp Sabancı Museum, Kamu Malı, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=6889592

Kaplumbağa Terbiyecisi, Osman Hamdi Bey'in 1906 ve 1907 yıllarında iki farklı versiyonunu çizdiği tablosudur. Osmanlı Ressamlar Cemiyeti tarafından çıkartılan gazetenin on yedinci sayısında tablonun adı Kaplumbağalar ve Adam olarak geçer, ancak tabloya daha sonra yaygın olarak bilinen Kaplumbağa Terbiyecisi adı verilmiştir.[1]

İçerik

Belinde sıkı bir kemerle bağlanmış kırmızı uzun bir giysi giyen sakallı bir adam, mavi çinilerle kaplı eşyasız ve bakımsız bir odada, izleyiciye arkası yarı dönük biçimde dikilmektedir. Başına, etrafına gelişigüzel bir yemeni sarılmış arakiye takmıştır.[2] Adamın ayaklarının dibinde, yerdeki yaprakları yemekte olan kaplumbağalar vardır. Bursa'daki Yeşil Camii'nin üst katındaki[2] odanın duvarlarındaki sıvalar ve çiniler yer yer dökülmüştür. Tablonun tek ışık kaynağı adamın önündeki alçak penceredir.[3]
Ellerini arkasında kavuşturmuş olan adam bir ney tutmaktadır. Sırtında bir nakkare asılıdır ve buna bağlı bir mızrap boynundan aşağıya sarkar.[2] Bazılarına göre adamın sırtında asılı olan şey, eskiden dervişler ve dilenciler tarafından kullanılan, hindistan cevizinden ya da abanozdan yapılma dilenci çanağı olan keşkülüfukaradır.[3]

Yorumlar ve ilham

Osman Hamdi Bey'in bu tablosu, özellikle ilham kaynağına dair net bilgilerin olmadığı dönemde, geri kalmış bir toplumu çağdaşlaştırmaya çalışan bir aydının yorgun hâlini anlattığı şeklinde yorumlanmıştır.[4] Kaplumbağaların esin kaynağının, Lâle Devrindeki Sadabad eğlenceleri sırasında, hava karardıktan sonra sırtlarına mum dikilerek serbest bırakılan kaplumbağalar olduğu öne sürülmüştür.[3] Bu yoruma göre, Sanay-i Nefise, Asar-ı Atika Müzesi, Duyun-u Umumiye gibi birçok kurumu kurmak ve yönetmek görevini üstlenen Osman Hamdi Bey, tabloda kendini terbiyeci, kendi iş yapış biçimine uyum gösteremeyen astlarını ise yemeğe ulaşmaya çalışan kaplumbağalar olarak göstererek, onları hicvetmektedir.[3]

1869'da Tour du Monde isimli dergide yayınlanan Charmeur de tortues isimli gravür, Kaplumbağa Terbiyecisi'nin esin kaynağı olabilir.

Başka yorumlara göre, düşünceli biçimde dikilen adam, sabır gerektiren zor bir iş olan kaplumbağaları terbiye etme işini, elindeki ney ve sırtındaki nakkareyi çalarak başarmayı ummaktadır.[2] Bu yoruma göre de terbiyeci Osman Hamdi Bey'in kendisidir. Terbiyecinin zorlu işi elindeki müzik aletleriyle halletmeye çalışması, Osman Hamdi Bey'in de değişime direnen bir toplumu sanat yoluyla çağdaş seviyeye getirmeye çalıştığını, bu yüzden sanat okulu ve müze açma girişiminde bulunduğunu vurgular.[2]
Terbiyecinin, kaplumbağaları eğitmekte kullanacağı neyi üfleyemeyip arkasında tutması, Osman Hamdi Bey’in neyi üfleme, yani kaplumbağalar ile temsil edilen halkı eğitme kaygısından artık vazgeçtiği, çünkü derviş sabrının bile bir sonu olduğu şeklinde de yorumlanmıştır.[5] Ayrıca tablodaki kablumbağaların ilham kaynağının, Osman Hamdi Bey'in Paris'teyken sokaklarda dolaştıklarını gördüğü, Charles Baudelaire'in Modern Hayatın Ressamı kitabında da bahsi geçen kaplumbağalar olduğu da öne sürülmüştür.[1]
Tablonun ikinci versiyonunun, 2009 yılında Sakıp Sabancı Müzesindeki bir sergide sergilenmesi sırasında, tablonun ilham kaynağına dair yeni bir iddia öne sürülmüştür. Buna göre Osman Hamdi Bey, Tour du Monde isimli Fransızca bir derginin 1869 tarihli sayılarından birinde gördüğü bir gravürden esinlenerek bu tabloyu çizmiştir.[6] L. Crépon tarafından bir Japon gravüründen esinle çizilmiş olan bu resim, dergide Charmeur de tortues (Kaplumbağa Terbiyecisi) adıyla basılmıştır. Resimde, Osman Hamdi Bey'in tablosundaki terbiyeciye benzer şekilde giyinmiş yaşlı bir terbiyeci, elindeki ufak davulu çalarak bir grup kaplumbağanın bir masanın üzerine çıkmasını sağlamaya çalışmaktadır. Osman Hamdi Bey, 13 Temmuz 1869'da Bağdat'tan babasına gönderdiği mektupta, "bana yollamış olduğunuz Tour du Monde'u okudum" demektedir.[6] Osman Hamdi Bey muhtemelen 1869 yılının ilk cildini okumuştur ve Kaplumbağa Terbiyecisi'ni çizerken bu gravürden etkilenmiş olabilir.[6]

Versiyonlar

1906 versiyonu

İş adamı Erol Aksoy'un 1 milyon dolar karşılığında satın alarak İktisat Bankası koleksiyonuna dahil ettiği tablo[4] uzun süre bu koleksiyonda kaldı. Erol Aksoy'un varlıklarına İktisat Bankası kaynaklı borçları sebebiyle TMSF'nin el koymasıyla geçici süre devlete geçti.[7] Eser Aralık 2004'te 1,95 trilyon lira muhammen bedelle açık arttırmaya çıkarıldı.[8] Pera Müzesi ile İstanbul Modern'in rekabeti ile geçen[8] açık artırma sonucunda Pera Müzesi resmi, Türk resim sanatında bir esere verilen en yüksek fiyat olan 5 trilyon lira (yaklaşık 3,5 milyon dolar[9], sıfır atılmış lira ile 5 milyon TL) karşılığında satın aldı.[8] Tablo halen Pera Müzesi'nde sergilenmektedir. Nisan 2009 itibarıyla tablonun değerinin yaklaşık 10 - 15 milyon TL (6,2 - 9,3 milyon dolar[10]) olduğu tahmin edilmektedir.[11]

1907 versiyonu[

Daha önce İstanbullu Levanten bir aileye ait olan tablonun 1907 versiyonu, 1984 - 1986 yılları arasında[12][11] Londra'daki bir müzayedede Erol Simavi tarafından 100 bin dolar karşılığında satın alındı.[11] Halen Belma Simavi koleksiyonunda bulunan tablo, Sakıp Sabancı Müzesinde 2009'da düzenlenen Batıya Yolculuk - Türk Resminin 70 Yıllık Serüveni isimli sergide halka açık biçimde sergilendi.[13] Nisan 2009 itibarıyla tablonun değerinin yaklaşık 4 - 6 milyon TL (1,5 - 2 milyon dolar[10]) olduğu tahmin edilmektedir.[11]

Farklar

Diğer Oryantalist ressamlar gibi Osman Hamdi Bey'in de herhangi bir tablosunu birden fazla defa çizmiş olması normal görülmektedir.[13] Bir yıl arayla çizilen tabloların genel kompozisyonu oldukça benzerdir. İkinci versiyonda ilkinden farklı olarak beş yerine altı kaplumbağa bulunur. Ayrıca terbiyecinin sağındaki duvarda çerçeveli bir hat ile cam kenarında bir testi durmaktadır. Bu versiyonda ayrıca, resmin Ahmet Muhtar Paşa'ya ithaf edildiğine dair, ressamın el yazısıyla yazılmış bir not da vardır.[12]

Kaynaklar

  1. ^ a b "Kaplumbağa Terbiyecisi, 1906 (5. bölüm)". Eczacıbaşı Sanal Müzesi. 3 Ocak 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20160103151052/http://www.sanalmuze.org/retrospektif/contentz.php?imgid=5351&ic=75&sergi=682&pg=4&order=60&act=prev. Erişim tarihi: 31 Mayıs 2009. 
  2. ^ a b c d e Germaner, Semra ve İnankur, Zeynep (Türkçe). Oryantalistlerin İstanbulu (2002 bas.). İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. s. 308. 
  3. ^ a b c d Gürel, Haşim Nur. "Osman Hamdi Bey ve "İkonografi"si...". Eczacıbaşı Sanal Müzesi. 3 Ocak 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20160103151055/http://www.sanalmuze.org/arama/index.php?q=Osman+Hamdi+Bey+ve+%DD&x=39&y=13. Erişim tarihi: 31 Mayıs 2009. 
  4. ^ a b ""Kaplumbağa Terbiyecisi" satılsın mı?" (Türkçe). Zaman. 1 Aralık 2001. http://arsiv.zaman.com.tr/2001/12/01/kultursanat/kultursanatdevam.htm. Erişim tarihi: 28 Mayıs 2009. 
  5. ^ "Kaplumbağa Terbiyecisi, 1906 (4. bölüm)". Eczacıbaşı Sanal Müzesi. 3 Ocak 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. http://web.archive.org/web/20160103151058/http://www.sanalmuze.org/retrospektif/contentz.php?imgid=5350&ic=75&sergi=682&pg=3&order=59&act=prev. Erişim tarihi: 31 Mayıs 2009. 
  6. ^ a b c Eldem, Edhem. "Bir Ressam Doğuyor: Osman Hamdi Bey'in Sanat Hayatının İlk Aşamaları". Ferit Edgü (Türkçe). Batıya Yolculuk - Türk Resminin 70 Yıllık Serüveni (2009 bas.). İstanbul: Sakıp Sabancı Müzesi. s. 29. ISBN 975-8362-94-1. 
  7. ^ "Erol Aksoy’un tabloları satışta" (Türkçe). NTVMSNBC. 26 Ağustos 2004. http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/284243.asp. Erişim tarihi: 28 Mayıs 2009. 
  8. ^ a b c "Koç rekor" (Türkçe). Sabah. 13 Aralık 2004. http://arsiv.sabah.com.tr/2004/12/13/gnd101.html. Erişim tarihi: 28 Mayıs 2009. 
  9. ^ 13 Aralık 2004 tarihli TCMB döviz kuruna göre (http://www.tcmb.gov.tr)
  10. ^ a b 20 Nisan 2009 tarihli TCMB döviz kuruna göre (http://www.tcmb.gov.tr)
  11. ^ a b c d "Bütün kaplumbağalar çok terbiyeli" (Türkçe). Milliyet. 19 Nisan 2009. http://www.milliyet.com.tr/Pazar/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&KategoriID=26&ArticleID=1084756&Date=19.04.2009&b=Butun%20kaplumbagalar%20cok%20terbiyeli. Erişim tarihi: 28 Mayıs 2009. 
  12. ^ a b "Kaplumbağa Terbiyecisi" (Türkçe). Hürriyet. 20 Nisan 2009. http://www.hurriyet.com.tr/dunya/11473349.asp?gid=200. Erişim tarihi: 28 Mayıs 2009. 
  13. ^ a b Ferit Edgü, ed (Türkçe). Batıya Yolculuk - Türk Resminin 70 Yıllık Serüveni (2009 bas.). İstanbul: Sakıp Sabancı Müzesi. ISBN 975-8362-94-1.

Silah Taciri

Osman hamdi bey silah taciri.jpg

Silah Taciri, Osman Hamdi Bey'in 1908 tarihli tablosu. Ankara Resim Heykel Müzesi’nde yer almaktadır.

İçerik

Kendisini (iki kişi olarak) ve oğlunu bir arada daha eski bir devrin giysileri içinde resmettiği bir yapıttır. Osman Hamdi, kendisini bir sütun başlığı üstünde oturur şekilde resmetmiştir. Üzerinde oturduğu sütun başlığı ile müze kuruculuğuna gönderme yaptığı düşünülmüştür[1]. El jesti, oğluna öğüt vermekte olduğu şeklinde yorumlanır. Oğlu ise kınından çektiği kılıcı incelerken resmedilmiştir ve gençliği temsil eder. Giydikleri farklı başlıklar ve birinin otururken diğerinin ayakta, birinin silahları bırakmışken diğerinin silahla gösterilmesinin kuşak farkını anlattığı şeklinde yorumlanır[2]. Arka planda ise bir elinde kitap tutan yaşlı bir adam ile ona bez parçası uzatan bir bezirgan görülür.

Kaynaklar

Naile Hanım Portresi,

Osman Hamdi Bey - Naile Hanım Portresi , Portrait of Naile Hanım - Google Art Project.jpg

Naile Hanım Portresi, Ressam Osman Hamdi Bey'in eşi Naile Hanım'ı resmettiği bir yağlıboya tablodur.
52x41cm boyutlarında tuval üzerine yağlıboya çalışılmış bir eserdir. Naile Hanım’ın siyah bir elbise ile göründüğü bu portrede arka planda altın yaldız kullanılmıştır. Ressamın başka tablolarında görülmeyen altın yaldız kullanımı, bu eseri sanatçının diğer tablolarından ayırır. Bizans ikonlarında kutsal kişilerin resimlerinde görülen bu uygulmanın, sanatçının eşine, dolayısıyla da kadına verdiği değeri gösterdiği düşünülür.[1]
Eser, 2009 yılı sonunda İstanbul'da gerçekleşen bir müzayede sonucu Sakıp Sabancı Müzesi koleksiyonuna katıldı[2].
Osman Hamdi Bey'in Aile Portreleri başlığı altında Naile Hanım'a ait çeşitli ebatlarda portreler bulunmaktadır.[3] Bunlardan Osman Hamdi'nin 100 yapıtı listesinde 43.sırada yer alan Eşi Naile Hanım (68 x 98) (Oval) tuval üzerine yağlıboya portresi de bulunmaktadır.[4] Naile Hanım'ın Mimozalı Kadın (1906, 130 x 93 cm.) portresi de oldukça meşhurdur.

Kaynaklar

Kur'an Tilâveti (tablo)

Osman Hamdi Bey - Kur’an Tilaveti , Reciting the Quran - Google Art Project.jpg



Kur'an Tilâveti, (diğer adıyla Kuran Okuyan Adam) Osman Hamdi Bey'in 1910 tarihli, kendini resmettiği tablosudur.[1][2]

İçerik

Eserde, Osman Hamdi Bey'i temsilen yaşlı bir adam cami içinde oturmaktadır. Ahşap bir rahlede Kur'an okumakta, yan tarafında ise muhtemelen göz attığı başka kitaplar bulunmaktadır. Üzerinde oturduğu halı bir parça kaymıştır; buradan adamın uzunca bir süredir Kur'an okumakla meşgul olduğu anlaşılmaktadır.
Duvar, altıgen biçminde dizilmiş, tek düze koyu zümrüt yeşili renginde çinilerle kaplamıştır. Kemerler ise daha süslü ve daha renklidir. Yine aynı duvarda hem duvarla bütünleşik, hem de duvara sonradan asılmış iki Arapça yazı bulunmaktadır. Alttaki yazı, çini üzerine hat sanatıyla yazılmış, üstteki yazı ise tablo olarak yazılmıştır.
Cami kapısındaki adamın gölgesinden anlaşıldığı üzere, vakit ikindi vaktidir ve bu kapı batıya bakmaktadır.
Bu eser, Aralık 2015'de yatırım bankalarından Merrill Lynch'in Sanatı Koruma Projesi kapsamında hazırlanan tebrik kartları serisinde yer almıştır.[3]

Kaynakça

  1. ^ "05 Eylül 1998 Aksiyon dergisi haberiː Altın Harfler Amerika'da". http://www.aksiyon.com.tr/kultur-sanat/altin-harfler-amerikada_504101. 
  2. ^ "12 Eylül 1998 Sabah haberiː Sabancı'nın mutluluğu". http://arsiv.sabah.com.tr/1998/09/12/R07.html. 
  3. ^ "29 Aralık 2015 Radikal haberiː Osman Hamdi Merrill Lynch'in tebrik kartında!". http://www.radikal.com.tr/kultur/osman-hamdi-merrill-lynchin-tebrik-kartinda-1496124/.

Arzuhalci

Osman Hamdi Bey - Arzuhalci , Public Scribe - Google Art Project.jpg

Arzuhalci, Osman Hamdi Bey'in yağlıboya tablosudur.
Cami önünde duran arzuhalciye arzuhal yazdıran feraceli iki kadının tasvir edildiği bu tabloda, insanların hemen yanında iki sokak köpeği resmedilmiştir.[1] Eserde resmedilmiş biri mavi, diğeri siyah feraceli kadınlar, diğer tüm renkli sahnelerin arasında en halk tipi olanıdır. Osman Hamdi çeşitli ferace tiplerini sınıf farklılıklarını belirtmek için kullanmıştır.[2]
Bu tabloda görülen, ama bugün yerinde olmayan çini pano, Léon Parvillée’nin Architecture et decoration turques au XVe siècle adlı eserinde (1874) yayınlanmıştır. Anılan pano, Bursa’da Muradiye Külliyesi'nde Şehzade Mustafa Türbesi dış pencere alınlığındaki parçadır. [2]

Kaynakça

30 Aralık 2015 Çarşamba

23 Kasım 2015 Pazartesi

Claude Lorrain

Claude Lorrain (d. 1600 – ö. 21 veya 23 Kasım 1682), Barok dönemi Fransız ressam.
Lorrain'in sanat hayatı neredeyse bütün yüzyıla uzanır. En erken verdiği işler 1620'nin sonunda olanlardı. Roma'da kaldığı uzun süre boyunca neredeyse tüm artistik stillerle ve ana değişimlere tanıklık etti. Gençliğinde çok az orijinal sanatlarla ilgilendiği bilinmektedir. 13 yaşında yerlisi oldugu Roma'dan 1613'de ayrıldı. Sonraki yaşamında on yılını sanatını öğrenmek için çıraklıkla harcadı. Bu dönemden hiçbir zaman kurtulamadı. 1623'te bir yıl Claude Deruet'in çırağı oldu. Çıraklığını tamamladıktan sonra Roma'ya geri döndü.
Lorrain'in yaptıgı resimler hakkında dikkatli kayıtların 1630 yılına kadar tutulmamasına rağmen, genellikle 1630 civarında tarihlenmişti. Sonra her yaptığı resmin kaydını tutmaya karar verdi. Bu formlar Liber Veritatis'in içindedir. Bir resmi bitirdiğinde, çekilişteki her alıcıyı dikkatlice işaretledi ve her kompozisyonuna bir anlam verdi.

Claude Lorrain 008.jpg
Claude Lorrain (1604/1605–1682) - http://www.nationalgallery.org.uk/paintings/claude-seaport-with-the-embarkation-of-the-queen-of-sheba tarafından üretilen "Claude Lorrain 008". Wikimedia Commons kaynağında Kamu Malı ile lisanslanmıştır.
Claude Lorrain 026.jpg
Claude Lorrain (1604/1605–1682) - The Yorck Project: 10.000 Meisterwerke der Malerei. DVD-ROM, 2002. ISBN 3936122202. Distributed by DIRECTMEDIA Publishing GmbH. tarafından üretilen "Claude Lorrain 026". Wikimedia Commons kaynağında Kamu Malı ile lisanslanmıştır.
Claude Lorrain 012.jpg
Claude Lorrain (1604/1605–1682) - The Yorck Project: 10.000 Meisterwerke der Malerei. DVD-ROM, 2002. ISBN 3936122202. Distributed by DIRECTMEDIA Publishing GmbH. tarafından üretilen "Claude Lorrain 012". Wikimedia Commons kaynağında Kamu Malı ile lisanslanmıştır.

14 Ekim 2015 Çarşamba

Mehmet Ruhi Arel

 






Mehmet Ruhi Arel, (d. 1880 - ö. 14 Ekim 1931), ressam.
1900'de Bahriye Mektebi’ni bitirdi. 1909'da Sanayi-i Nefise'de, Avrupa'ya öğrenci göndermek amacıyla açılan sınavı kazanarak Paris'e resim öğrenimi için gitme hakkını elde etti. 1914'te I. Dünya Savaşı başladığında Mehmet Ruhi Bey de arkadaşları gibi Türkiye'ye döndü. Sanat yaşamına Akademi'de öğretim üyesi olarak devam etti.
Osmanlı Ressamlar Cemiyeti'nin kurucusu idi.
Keman çalar, iyi derecede İngilizce ve Fransızca bilirdi. I. Dünya Savaşı sonunda İstanbul'da Enver Paşa tarafından açılan resim atölyesine Sami Yetik, Ali Cemal, Sami Boyar, Namık İsmail, Hikmet Cevat ve İbrahim Çallı ile birlikte o da devam etmiş, savaşın etkilerini de yansıtan tablolar üretmişti.



21 Ağustos 2015 Cuma

Mona Lisa

Mona Lisa (La Gioconda veya La Joconde olarak da bilinir) İtalya, Floransa'daki Rönesans sırasında Leonardo da Vinci tarafından kavak bir pano üzerine resmedilmiş 16. yüzyıl yağlıboya portresidir. Resim halen Paris'teki Louvre Müzesi'nde Francesco del Giocondo'nun karısı, Lisa Gherardini Portresi başlığı altında sergilenmektedir. Tabloda oturmuş bir bayan resmedilmiştir, bayanın yüzünün kime ait olduğu hala gizemini korumaktadır. Yüz ifadesindeki belirsizlik, kompozisyonundaki anıtsallık, atmosferdeki ilginçlikler, tablo hakkındaki çalışmaları devam ettirmektedir. Bu tablo, geniş ölçüde tanındı; karikatürleri yapıldı, araştırıldı ve Louvre Müzesi'nin en önemli eserlerinden olarak düşünüldü.

Geçmişi

Leonardo da Vinci, bu tabloya 1503 veya 1504 tarihinde, İtalya'nın Floransa kentinde başladı. Da Vinci'nin çağdaşı, sanat tarihçisi Giorgio Vasari, "... Tablo üzerinde dört yıl oyalandı ve tabloyu bitirmedi..." demiştir. Bu, Leonardo için alışagelmiş bir davranıştı ve hiçbir çalışmayı tamamen bitiremediği düşüncesi üzerine pişman olmuştu. Sonra, Fransa'ya yolculuğun ardından 3 yıl süreyle tablo üzerine devam etmeyi tekrar düşündü ve bunu gerçekleştirdi. Da Vinci Fransa'ya gitmişti ve tablo üzerine çalışmalar devam ediyordu, Kral I. François tarafından, yakınındaki kaleye davet edildi. Bu, Leonardo'nun mirasçılarından olacak asistanı Salai ile doğrudan ilgiliydi, sonra dönemin kralı, tabloyu 4.000 écus ile satın aldı ve Fontainebleau Sarayı'nda XIV. Louis himayesinde asıldı. Daha sonra tablo, Versay Sarayı'na taşınacaktı. Fransız İhtilali'nin ardından, tablo Louvre Sarayı'na taşındı. Napolyon Bonapart tarafından Tuileries sarayı'na taşınsa da, daha sonra tekrar Louvre Sarayı'na döndü. 1870 - 1871 aralığında gerçekleşen Fransa-Prusya Savaşı sırasında tablo, Fransızların askeri bölgesi "Brest Arsenal"e taşındı.
Tablodaki manzara ve model ile ilgili birçok spekülasyon çıktı. Örneğin, da Vinci'nin modeli güzel yanlarıyla resmettiği düşüncesi vardı, tablonun 21. Yüzyıl standartlarında olduğu da düşünülmüştür.Doğulu bazı sanat tarihçileri, örneğin Yukio Yashiro, tablodaki manzaranın Çin'li sanatçıların eserlerinden etkilendiğini öne sürmüştür ama kanıtlarının yetersizliğinden dolayı birçok itiraz çıkmıştır. Mona Lisa tablosu, 19. Yüzyıla değin gizemi hakkında düşünce oluşmamıştı, henüz kavranmakta olan Sembolizm akımı sayesinde, tabloda var olduğu düşünülen simgeler için birçok düşünce çıkmıştır. Eleştirmen Walter Pater, 1867 yılında tablo üzerine, kadınlıkla ilgili gizli semboller içerdiğini belirtmiştir.

Konusu

Mona Lisa, Lisa del Giocondo ile adlandırılmıştır; Gherardini Ailesi'ne mensup birisiydi ve tüccar Francesco del Giocondo'nun eşiydi. Bayan Giocondo'nun ikinci oğlu Andrea'nın doğumu anısına tablonun yapıldığı tahmin edilmektedir. Tabloda oturan bayanın kimliği, 2005 yılında, Heidelberg Üniversitesi'nin kütüphanesinde bulunan Agostino Vespucci'ye ait bir not ile tespit edilmiştir. Fakat başka uzmanlar tarafından, tablodaki kadın için üç farklı şahsiyet de öne sürülmüştür. Da Vinci'nin annesi Caterina Buti del Vacca de öne sürüldüyse de, çoğu uzman tarafından düşük ihtimal olarak değerlendirilmiştir.Milan düşesi Isabella of Aragon, Cecilia Gallerani, düşes Costanza d'Avalos (La Gioconda olduğu söylenir) öne sürülen diğer şahsiyetlerdendir. Tablodaki kadının da Vinci tarafından adlandırıldığı da öne sürülmüştür.
Öne sürülen bu karakterler, Giorgio Vasari'nin yazdığı Leonardo da Vinci'nin biyografisindeki tariflerine göre tahmin edilmiştir. Vassari'nin yazdığı biyografide "Leonardo resmetmeyi üstlendi, tüccar Francesco del Giocondo için, onun eşi... cümlesine dayanılmaktadır (İtalyanca: Prese Lionardo a fare per Francesco del Giocondo il ritratto di mona Lisa sua moglie). Da Vinci'nin ölümünün ardından, tablo asistanı Salai'ye geçti ve özel yazılarında tablodan la Gioconda olarak bahsetti.

Estetik

Da Vinci, tablo için ilk başta piramit tasarımı kullandı, basitçe kadın bir piramitten oluşacaktı. Tablodaki bayanın kıvrılmış elleri piramidin köşesi idi. Göğüsü, boynu ve yüzü ellerine göre çok daha parıltılıdır. Işık, aslında çizimin altında geometrik çizimin yattığı göstermektedir. Aslında da Vinci, tabloda oturmakta olan normal bir bayanı resmetmiştir: fakat o zamanlarda oturmuş bir bayanın resmi yaygın değildi. Açıkçası, oturan bayanın gözlemci ile arasındaki mesafeyi göstermiştir. Kol dayama yerleri, gözlemci ile oturan bayanı ayıran bir sınırdır.

26 Temmuz 2015 Pazar

Kısasa kısas

Kısasa kısas (İngilizce özgün adı:Measure for Measure) ünlü İngiliz yazarı William Shakespeare tarafından yazılmış bir oyundur. Kesin olarak ne zaman yazıldığı belgelenememekle beraber 1603 veya 1604 yıllarında yazıldığına dair ipuçları bulunmaktadır. Önce bir komedi olarak sınıflandırılmıştır fakat çağımızda ne komedi ne de trajedi olarak görüldüğü için problem oyunlar sınıfına konulmaktadır. İlk defa basılması Birinci Folyo içinde 1623dedir. Bu oyunun belgelenen ilk sahneye konulması 1604dedIr. Oyunun ele aldığı önemli temalar merhamet ile gerçek, ve bunların gurur ile alçak gönüllükle ilişkileridir. "Bazıları günahla yükselir ve bazıları faziletle yere düşer."


Yazılma kaynağı, zamanı ve sahnede oyun

Bu oyunun esas kaynagi Italyan Ronesans cagi yazari Cinthio'nun Hekatominti adli eserinden bir hikâyedir. Shakespeare'in bu eseri dogrudan dogruya kullandigini iddia edenler vardir. Fakat daha uygun bir gorus Shakespeare'in kaynaginin 1578de George Wheatsone adli bir tiyatro yazarinin bu Cinthionun eserine dayali olarak yazdigi Promos and Casandra adli oyun oldugudur.
Kisasa kisasin 1603 veya 1604 yillarinda yazildigi ancak ilk yayini Birinci Folyo edisyonunda 1623 yilindadir. Elde bulunan metinin Shakespeare'in yazmis oldugu orijinal metin olmayip bu oyunun Thomas Middleton tarafindan adaptasyonu oldugunu iddia edenler de bulunmaktadir. Bunlara gore adaptasyonun esas metinden en onemli degisikligi oyun mekanin Italya'dan Viyana'ya gecirilmesidir.
Isabella (1888) Ressam:Francis William Topham

Kisasa kisasoyununun belgelenmis olarak sahnede ilk oynanisi 26 Aralik 1604'dedir. Cronwell devriminde kapatilan tiyatrolarin 1660da Kiraliyet'in Restorasyonu ile acilmasi ile bircok Shakespeare oyunu, Kisasa Kisas dahil, adaptasyonlar halinde tiyatro seyircilerine sunulmustur. Bunlardan ilki William Devenant tarafindan Asiklar Aleyhinde Kanun adinda Kisasa Kisas oyunudur; bu oyunu gorup begendigini unlu Ingiliz gundelikcisi Samuel Pepys 18 Subat 1662de gundeligine kaydetmistir. Diger adaptasyonlar 1699da Charles Gideon tarafindan ve 1720de John Rich tarafindan yapilanlardir. Spakespeare'in kendi metni ile ilk sahneye konulma Kralice Viktoriya caginin sonlarina dogru olmustur; cunku Viktoriya caginin Ingiliz seyircisi icin bu eserin ana konusu olan acik acik evlenmeden cocuk yapmak buyuk bir skandal konusu olarak nitelenmekteydi.

Karakterler

]]
Dük - Viyana duku
İsabella- Bir rahibe adayi
Claudiyo - İsabella'nin erkek kardeşi. Evli olmadan Juliet'i gebe bıraktığı için idama mahkûm edilmiştir.
Angelo - Katı ve merhametsiz bir Hakim.
Escalus - Akıllı bir baron. Angelo'ya merhametli olmasini tavsiye eder.
Lucio- "Fantastik," Komik ve gösteriş seven bekar bir üst tabaka mensubu. Claudiyo'nun arkadaşı.
Mariana- Angelo'nun eski nişanlısı. Ağabeyini ve ceyizini bir deniz kazasinda kaybedince Angelo nikahtan vazgeçmiştir.
Mistress Overdone - Vienna'da bir randevu evi sahibi.
Pompey - Mistress Overdone için çalışan bir barmen.
Emniyet amiri- Hapishane idarecisi. Angelo'nun hükümlerinin uygulayıcısı.
Elbow - Budala bir emniyet gorevlisi
Barnardine - İdam mahkumu uzun dönemli hapis.
Juliet - Claudiyo'nun sevgilisi ve onunla evli olmadan gebe.
Hakim - Escalus'un bir arkadaşı.

Konu

Mariana (1888) Ressam:Valentine Cameron Prinsep

Viyana Dükü Vincentino önemli bir diplomatik görev dolayısıyla şehirden ayrılacağını bildirir. Şehrin idaresini çok hoşgörüsüz sert bir hakim olarak bilinen Angelo'nun eline bırakır. Dük'ün idaresi altında zina hakkında kanunlar, çok sert olmakla beraber hoşsgörü prensibine uygulanmıştır. Buna karşılık Angelo cinsel ahlaksızlik suclarına karşı çok sert bir kişi olarak bilinmektedir.
Bir genç asılzade olan Claudiyo sevgilisi Juliet ile nişanlıdır ama nikah töreni gecikmiştir. Bu arada iki sevgili birleşmiş ve Juliet evlilik dışı gebe kalmıştır. Sehrin kanunlarina göre Angelo bunu zina olarak görür ve Claudiyo'yu zina suçuyla yargılar. Claudiyo evlenmek istediğini çok açıkca belirtmesine rağmen Angelo onu idama mahkûm eder.
Cladiyo'nun arkadaşı Lucio bir rahibe adayı olan Claudiyo'nun kızkardeşi İsabella'yi manastırında ziyaret ederek kardeşi hakkında Angelo'ya gidip kardesini af etmesini istemesini söyler. Isabelle Angelo huzuruna çıkıp ondan merhamet dilemek icin bir ozel randevu alir. Oyunun iki sahnesini alan Angelo ve Isabella arasindaki gorusme seyirciye Angelo'nun Isabella'ya karsi sehvet duskunu fikirler beslediğini ortaya cikartir. Sonunda Angelo Isebella'ya bir anlasma yolu oldugunu bildirir; eger Isabelle Angelo ile birlikte yatmaya izin saglarsa Angelo Cladiyo'nun hayatini bagislamaya hazir olacaktir. Isabella bu teklifi hemen reddeder fakat Angelo'nun sehirde olan cok katı ve höşgörüsüzlük ünü dolayısıla yapabilecegi ifşaat ve suç ithamlarina kimsenin inanmıyacağını düşünüp Angelo'yu açıkca suçlamaktan kaçınmaya karar verir. Bunun yerine İsabella kardeşi Claudiyo'u hapisanede ziyaret eder ve kaderine razı olup idamı kabullenmesini öğütler. Claudiyo'nun sert itirazlarını ve tekrar tekrar Angelo'nun tekliflerini halka ifşa etmesini istemesine rağmen İsabella kararini değiştirmez.
Dük gerçekten şehirden ayrılmamış; Angelo'nun şehrini nasıl idare ettiğini kendi gozleri ile görmek bir kesiş kıyafetine bürünerek şehirde kalmıştir. Bir kesiş gibi rahibe adayı İsabella ile arkadaşlık kurmuştur. Angelo'nun kötü idaresini engellemek için iki aldatmaca düzenler:
  • Birincisi bir yatak aldatmacasıdır. Angelo daha önce Mariana ile nişanlanmş; fakat o çeyizini ve agabeyini bir deniz kazasında kaybedince Mariana ile nikah kıydırmaktan vazgeçmiştir. Isabella Angelo'ya haber göndererek onun yatağına gireceğini ancak her şeyin tam karanlıkta ve sessizlik içinde olmasını şart koştugunu bildirir. Bu randevuda Mariana İsabella'nin yerini almaya razı olmuştur ve bu randevuda Angelo ile cinsel ilişkide bulunur. Şehrin kanunlarının bir değişik yorumuna göre bu bir çift arasındaki nişanın bitip nikah olduğuna delildir. Ancak Angelo hâla İsabella ile yattığına inanmaktadır.
  • Fakat Angelo yine sözünü tutmaz. Hapishaneye mesaj göndererek Claudiyo hakkındaki idam hükmünün infazını ve onun kesik başının kendisine gönderilmesini emreder. Bu ikinci bir aldatmacanın, kesik baş aldatmacası nın, uygulanmasını gerektirir. Dük önce hapisanede idam bekleyen haydut Bernandine'nin başının kesilerek Claudiyo'nun başı yerine gönderilmesine karar verir. Fakat bu mahkûm sarhoş olmasına rağmen katiyen buna razı olamıyacağını açıkca bildirir. Fakat Claudiyo'nun şansı yaver gidip hapisanede bulunan ve Claudiyo'ya cok benzeyen bir korsan Ragozine birdenbire ölür. Ölünün başı kesilip Angelo'ya gönderilir.
Oyunun ana dalı Duku'un kendi elbiselerini giyinip şehre donermiş gibi tekrar görevine başlaması ile devam eder. İsabella ve Mariana açık olarak Duk'e Angelo'yu itham eden bir şikayet mektubu gönderirler. Angelo onların ithamlarını hemen reddeder. Angelo'nun bu şekilde yalancı kötü ithamlara hedef olmasının sorumluluğunun Keşiş Ludowick olduğu ortaya çıkar. Dük, Keşiş Ludowick'e karşı olan davanın Angelo tarafından görülmesine razı olur. Hemen Dük Angelo'nun yanından ayrılarak Ludowick kıyafetine girer. Dava celsesinin sonunda kesiş kendinin Dük olduğunu ifşa eder; Angelo'nun yalancı olduğu ve İsabella ve Mariana'nın doğruyu söoyledikleri ortaya çıkar. Dük, Angelo'nun idam edilmesine ve bütün mirasının daha iyi bir koca bulması için çeyiz olarak Mariana'ya verilmesine karar verir. Fakat Mariana Dük'ten Angelo'ya merhamet etmesini ister ve Dük de Angelo ve Mariana'nın evlenmeleri şartı ile Angelo'yu afeder. Sonra Dük İsebella'ya kendisi ile evlenmesini teklif eder. Oyun Isabella'nin cevabının ne olduğunu bildirmeden biter. Değişik yönetmenler değisik şekillerde oyuna son vermişlerdir. Çok kere oyun sonunda İsabella'nin suskunluğu onun evlenmeyi kabul ettiği şeklinde yorumlanmıştır.
Bu oyun akımı devam ederken Claudiyo'nun arkadasi Lucio'yu ele alan bir diğer olaylar dizisi de geliştirilmiştir. Lucio oyunun ortasında devamlı olarak keşise Dük aleytharı iftaralar atmaktadir ve bunlar Vincetio'nun saşkınlığını komik olarak göstermeye fırsat olmaktadir. Son perde de ise Lucio Duk'e keşis aleyhinde bir sürü iftira atar. Keşiş ve dükün aynı kişi olduğu ortaya çıktığı zaman Lucio muşkül duruma girer. Angelo gibi bir ceza verilmesi gerekmektedir ve istemedigi evlige zorlanir; yeni karisi fahişe Kate Keepdown olur.

18 Ocak 2013 Cuma

12 Ocak 2013 Cumartesi

5 Ocak 2013 Cumartesi

3 Ocak 2013 Perşembe