ALEXSANDRE DUMAS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ALEXSANDRE DUMAS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Nisan 2015 Cuma

Monte Kristo Kontu,






Monte Kristo Kontu, Alexandre Dumas'nın romanı. Yazarın başyapıtlarından biri olduğu kabul edilir. Dumas'nın 1844 yılında yazımını bitirmesinden sonraki 2 yılda, 18 bölümlü bir seri olarak yayınlanmıştır.
Romanda yer alan olaylar Fransa, İtalya ve bazı Akdeniz adalarında geçer. O dönemde Avrupa'daki Türk algısı hakkında bazı küçük ipuçları da romanda yer almaktadır. Bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğu'nu epey meşgul etmiş Tepedelenli Ali Paşa'nın romanda adının sık sık geçmesi, Türk okuyucuları açısından ilginç noktalardan birisidir.

Konu

Morrel firmasına ait Firavun gemisinin yardımcı kaptanı Edmond Dantes, geminin kaptanının yolculuk sırasında ölmesi üzerine bu görevi devralır. Mersedes adlı Katalan bir nişanlısı da vardır ve evlenmeyi kararlaştırırlar. Diğer yandan Dantes'in kaptanın ölmeden önceki son isteğiyle Elbe Adası'na uğradığını ve Napolyon'a bir mesaj ilettiğini bilen, kaptan olmak isteyen hesap müdürü Danglars'la Mersedes'e farklı hisler besleyen kuzeni Fernand birlik olur. İkisi Dantes'in Napolyon ajanı olduğunu bildiren bir ihbar mektubu yazarlar. Dantes'in terzi komşusu Gaspar Kadrus da istemeden bu işe girmiştir.
Düğün günü Dantes tutuklanır. Savcı Villefort mektubu babası Nuvardiye'ye hitaben yazılmış olduğu için yok eder. Dantes'i bu mektubu ortadan kaldırarak ona iyilik yapmış olduğu konusunda ikna edip mektuptan kimseye bahsetmemesini tembihler. Napolyon, mektupta yapacağı askeri darbe için Nuvardiye'nin başında olduğu komiteye hazırlık yapmalarını emretmiştir. Savcı, duruşmaya bile çıkarmadan Dantes'i İf Şatosu'na attırır. Krala yakınlığıyla bilinen Saint- Meran ailesinin kızı Renee ile evlenen savcı, daha sonra krala gider ve Napolyon'un harekete geçtiğini bildirir.
Hapishanede Abbe Farya'yla tanışan Dantes, her şeyi daha berrak görmeye başlar ve intikam hırsıyla dolar. Farya, ona gizli kalmış bir hazineden de söz eder. 14 yılını suçsuz yere mahkûm olarak geçirdikten sonra bir şekilde kurtulan Dantes, söz konusu hazineyi Monte Kristo kayalık adasında bulur ve intikam almak için Monte Kristo kontu kimliğine bürünür. Dantes hapisteyken Villefort Paris'te başsavcılığa kadar yükselmiş, Danglars banka işleriyle uğraşarak üst sınıfa tırmanmış, Fernand'sa Yanya valisi Tepedelenli Ali Paşa'ya ihanet ederek zengin olmuştur. Kont, bütün ailelerle yakınlık kurar, zaaflarını bulup cezalandırmaya başlar.

Karakterler

  • Edmond Dantes: Dantes, 19 yaşında genç bir gemiciyken iftiraya uğrayarak İf Şatosu'na atılır. Burada olaylara bakış açısı değişir, kurtulunca Monte Kristo adlı adada eskiden papa ve pek çok kişinin ele geçirmeye çalıştığı hazineyi bulur. Kendini her yerde farklı adlarla tanıtır: Thomson firmasının İngiliz şefi, Lord Wilmore, Sinbad, rahip Abbe Busoni, Mösyö Zaccone gibi kimliklere bürünür. Ama düşmanlarıyla kurduğu ilişkilerde kendini Monte Kristo Kontu olarak tanıtır. Saf bir delikanlıyken büyük bir değişim yaşamış ve intikam hırsıyla dolmuştur. Ancak bu hırs, iradesini ve güçlü karakterini etkilemez. İntikam almak için sabırla bekler.
  • Gerard de Villefort: Paris'te genç bir savcıyken düğün gününde Dantes karşısına getirilir. Onun suçsuz olduğunu anlasa da babası Nuvardiye de Villefort'u kurtarmak için Dantes'i duruşmasız İf Şatosu'na yollar. Zamanla kralın gözüne girmeyi başarıp başsavcılığa kadar yükselir. İlk karısı Renee öldükten sonra Heloise ile evlenir. İlk evliliğinden Valentin adlı bir kızı, ikinci evliliğinden Eduard adında bir oğlu olur. Ayrıca Benedotto adlı bir gayrımeşru oğlu da vardır. Bu çocuğun annesi Hermine ilerde Baron Danglars'la evlenir. Villefort romanda Monte Kristo kontuna hep kuşkuyla yaklaşmıştır. Kont hakkında araştırma da yapar.
  • Pierre Morrel: Firavun gemisinin sahibidir. Şirketinde pek çok gemi daha vardır. Firavun Marsilya'ya geldiğinde kaptanın öldüğünü öğrenir ve Dantes'e onu bu göreve getireceğini söyler. Napolyon'a sempatisi vardır, Edmond'dan geminin Elbe Adası'na uğradığından bahsetmemesini ister. Onu İf Şatosu'ndan kurtarmaya çalışsa da eskiden ondan çekinen savcı Villefort'un tepkisiyle karşılaşır. Yıllar sonra kötü şans eseri bütün gemileri batar, borçlarını ödeyemez duruma gelir. Dantes onu bu durumdan kurtarır. Morrel bu yardımseverin kim olduğunu asla öğrenemez.
  • Danglars: Morrel firmasına ait Firavun gemisinin ikinci kaptanı ve hesap müdürüdür. Kaptan ölünce denizcilik kurallarına göre kaptan olması gerekirken Dantes kaptan olunca hazmedemez ve Fernand'la birlik olup Dantes'i Napolyon ajanı olmakla itham eden bir mektup yazar. Kısa sürede ticaretle uğraşıp zengin olur. Fransa'nın en büyük bankeri olduğu söylenir. Hermine Danglars'tan Eugenie adında bir kızı olur. Romanda paraya düşkünlüğüyle tanımlanan Danglars, Fernand gözden düşünce kızı Eugenie'nin Albert'le nişanını bozar.
  • Fernand de Morcef: Katalan bir balıkçı olan Fernand, Dantes hapse girdikten sonra kuzeni Mersedes'le evlenir. Uzun süre Yanya valisi Tepedelenli Ali Paşa'ya hizmet veren Fernand, burada savaş suçu işleyerek Ali Paşa'nın yakalanmasını sağlar. Bu işten yüksek bir rüşvet almıştır. Kendini soylu bir aileden gelmiş gibi göstermek için Morcef soyadını alır. Hakkında açılan vatana ihanet suçlamasında Ali Paşa'nın kızı Haydee'nin tanıklığıyla suçlu bulunur.
  • Mersedes de Morcef: Dantes'in nişanlısıdır. Evlenecekleri gün Bonapartçılık suçlamasıyla Dantes savcının huzuruna götürülür. Uzun süre Edmond'dan haber beklese de umudunu keser ve Fernand'la evlenir. Fernand'dan Albert de Morcef adlı bir oğlu olur. Dantes'i Monte Kristo Kontu kimliğinde görünce tanır ancak belli etmez.
  • Gaspar Kadrus: Dantes'in terzi komşusudur. Dantes için ihbar mektubu yazıldığında Danglars'la Fernand'ın yanındadır ancak sarhoştur. Edmond düğün günü götürüldüğünde Danglars onu konuşmaması için tehdit eder, yoksa kendisi de Napolyon ajanı olarak itham edilecektir. Kadrus asla zengin olamaz, bir han açar ve kaderi onu kötü işlere sürükler.
  • Albert de Morcef: Fernand ve Mersedes'in oğlu. Kont onu yaptığı bir oyunla önce kendisine bağlı haydut Luigi Vampa'nın eline düşürür, sonra kurtarır. İlk başlarda kontla ilişkileri kuvvetli olsa da bu ilişki babasıyla kont arasındaki mücadeleyi anlayınca bozulur. Kitabın sonunda orduya katılır.
  • Abbe Farya: İtalya kökenli bir rahiptir. Şans eseri Monte Kristo adasındaki bir hazineden haberi olmuştur. Yaptığı çalışmalar yanlış anlaşılmış ve İf Şatosu'na atılmıştır. Burada gardiyanlar onun hazine konusundaki saçmalıklarına gülerler. Tünel kazıp kaçmayı düşünürken yolu Dantes'le kesişir. Dantes, Monte Kristo Kontu kişiliğini onun sayesinde kazanır.
  • Benedetto: Savcı Villefort ile Hermine Danglars'ın oğlu. Bertuccio'nun büyüttüğü Benedetto, daha sonra evden kaçar ve çeşitli suçlara bulaşır. Kont tarafından Paris'e Andre Kavalkanti adıyla getirilir. Alt rütbeli yabancı bir asker olan Bartolomeo Kavalkanti de Benedetto'nun babası rolünü oynar. Danglars'ın kızıyla nişanlanır.
  • Giovanni Bertuccio: Monte Kristo kontunun İtalya kökenli hizmetkarı. Savcı Villefort ağabeyini haksız yere idam ettirir, böylece Bertuccio Villefort'un peşine düşer. Villefort'u, Hermine Danglars'la buluştuğu evin bahçesinde öldü sandığı bebeğini gömerken bıçaklar ve bebeği alıp kaçar. Villefort kurtulur, bebeği yengesiyle büyütür ancak bebek kötü doğasını büyüdükçe belli eder. Kont, onun geçmişini öğrenip yanına alır.
  • Haydee: Tepedelenli Ali Paşa'nın kızıdır. Fernand de Morcef onu esir tüccarına satmış, daha sonra kont tarafından bulunup himayeye alınmıştır, kont onu cariyesi olarak tanıtır. Aradaki yaş farkına rağmen Haydee zamanla kontun kişiliğinden etkilenip ona aşık olur. Romanın sonunda Dantes, artık yeni bir hayata başlamanın gerekliliğini fark eder ve ona karşılık verir.
  • Nuvardiye de Villefort: Savcı Gerard de Villefort'un babası. Uzun süre Napolyon'un en sadık adamlarından olmuş, Napolyon ikinci kez hükümeti devraldığında geçici hükümette yer almıştır. Yaşlanınca felç geçirir ve oğlunun evine taşınır.
  • Franz d'Epinay: Kitapta ilk olarak Albert de Morcef'in arkadaşı olarak görünür. Albert'i kontla Vampa'nın elinden alan Franz, ayrıca istemese de verdiği bir şeref sözünü tutmak için Villefort'un kızıyla nişanlanır. Nişan, Nuvardiye'nin babasını yıllar önce öldürdüğünün anlaşılmasıyla bozulur. Zaten Valentin uzun süredir Morrel'in oğlu Maximillen Morrel'le gizlice görüşmektedir.
  • Louis Dantes: Edmond Dantes'in babası. Firavun Marsilya'ya ulaştığında Edmond ilk babasının yanına gitmiştir. Kitapta oldukça gururlu olduğu belirtilen Louis Dantes, oğlunun yokluğunda kimseden borç almaya yanaşmamıştır. Oğlu duruşmaya götürüldükten sonra uzun süre haber alamayınca kendini asar.
  • Napolyon: Fransa'nın ünlü lideri Napolyon'un adı kitapta geçer ancak görünmez. 2002 yapımı Monte Kristo filmindeyse Alex Norton tarafından canlandırılmıştır. Elbe Adası'nda sürgündeyken buradan Fransa'ya hareket edip hükümeti devirir. İkinci kez iktidara gelişinden kısa süre sonra İngiltere'ye teslim olur.

Etkiler

Dumas, eserini yazarken birçok olay ve kaynaktan etkilenmiştir. Romanda hakim olan "Binbir Gece Masalları'ndaki" gibi serüvenden serüvene devam eden, bir maceracının hiç eksilmeyen intikam duygusudur. Elde ettiği eşsiz zenginlik ve yaşadığı lüks hayat bile onu bu duygudan asla uzaklaştırmaz. Sadece yıllarını çalan ve ona unutamadığı kabuslar yaşatan insanları değil tüm aileleriyle birlikte cezalandırmadan kaçınmaz. Tüm olup bitenin, kendisini o kadar sene kaldığı hapisten, aklını koruyarak çıkaran tanrının isteğinin tecellisi olarak düşünmektedir. Romanda Monte Kristo dışında yaratılan karakterler, çıkarları için savaşan güçlü karakterlerdir. Ancak hiçbiri Monte Kristo Kontu kadar iradeli ve etkileyici değildir. Kontun hikâyeleri dönemin birçok yazarını etkilemiş ve oyunlara konu olmuştur.Monte Kristo Kontu, serüvenlerinin ilgi çekiciliği yüzünden birçok kez televizyon ve sinema filmi olarak çekilmiştir.

Modern Etkiler

Günümüz popüler dizisi Ezel'e ilham kaynağı olmuştur. Temalarındaki uzun paralellik göz ardı edilmeyecek bir seviyededir; temadaki işleniş benzerliği yanı sıra daha birçok özel benzerlikler de vardır. Örneğin, iki önemli karakter, Monte Kristo Kontu romanın baş karakteri Edmond Dantes ile Ezel dizisinin baş karakteri Ezel Bayraktar, saçları ile oynamaları eski sevgililerinde geçmişe dönük anımsamalara sebep ve kaynak olmuştur.

Alexandre Dumas (Dumas Davy de la Pailleterie)

 



Alexandre Dumas doğum Dumas Davy de la Pailleterie, 24 Temmuz 1802 – 5 Aralık 1870), ayrıca Alexandre Dumas, père olarak da bilinen Fransız yazar. Macera türündeki tarihi romanlarıyla ünlüdür. Eserlerinin 100 dile çevrilmesi sayesinde en çok okunan Fransız yazarlardan biri olmayı başardı. Monte Kristo Kontu, Üç Silahşörler, Yirmi Yıl Sonra veDemir Maskeli Adam gibi romanlarından bazıları dizi şeklinde yayınlanmıştı. Yirminci yüzyılın başlarından beri romanları yaklaşık 200 kadar filme uyarlandı. Dumas'ın öldüğü için bitiremediği son romanı Le Chevalier de Sainte-Hermine bir uzman tarafından tamamlandı ve 2005'te okuyuculara sunulduğunda en çok satanlara girdi. Roman Türkiye'de 2010'da Son Şövalye adıyla basıldı.
Birçok türde eserler veren Dumas yazarlık kariyerine tiyatro oyunlarıyla başlayarak ilk başarılarını elde etti. Ayrıca bir hayli dergi makalesi ve gezi kitabı yazdı; basılmış eserleri toplamda 100.000 sayfayı bulur. Dumas 1840'larda Paris'te Tarih Tiyatrosu'nu kurdu.
Babası general Thomas-Alexandre Davy de la Pailleterie Fransız bir asilzade ve köle bir siyah kadının oğlu olarak Saint-Domingue'de doğdu. Soylu bir olması genç Alexandre'a Louis-Philippe ile birlikte çalışma fırsatı yarattı.
III. Napolyon'un seçilmesinin ardından Dumas gözden düştü ve Fransa'dan ayrılarak birkaç yıl kalacağı Belçika'ya gitti. Belçika'dan ayrıldıktan sonra birkaç yıl için de Rusya'ya taşındı, ardından da İtalya'ya hareket etti. 1861'de İtalyanların birleşme çabalarını destekleyen L' Indipendente isimli gazeteyi kurdu ve basmaya başladı. 1864'te Paris'e döndü.
Evli olmasına rağmen sayısı kırkı bulduğu söylenen ilişkileri vardı. Bilinen en az dört gayri meşru çocuğu vardı. Bunlardan biri de kendi adının verildiği Alexandre Dumas'dır. Bu çocuk daha sonra başarılı bir tiyatro ve roman yazarı oldu ve Alexandre Dumas, fils (oğul) olarak bilinirken babası da Fransa'da gelenekselleşmiş olarak Alexandre Dumas, père (baba) olarak tanınmaya başladı. İlişkilerinden birini de 1866'da kariyerinin zirvesindeki ve neredeyse yarı yaşındaki Amerikalı aktris Adah Isaacs Menken ile yaşadı. Yirminci yüzyıldaki uzmanlar Dumas'nın babası olduğu üç çocuk daha buldular.
Hayatının sonuna doğru Dumas'yla tanışan İngiliz tiyatro yazarı Watts Phillips onu "Dünyanın en cömert ve en büyük kalpli insanı. Aynı zamanda da yeryüzündeki en eğlenceli ve bencil kişi. Lisanı bir yel değirmeni gibiydi, bir kez harekete geçti mi ne zaman duracağını bilemezdiniz, özellikle de tema kendisiyse" diyerek tanımlamıştı.

 İlk yılları

Dumas Davy de la Pailleterie 1802'de Fransa'daki Picardie bölgesinin Aisne ilinde doğdu. Marie-Alexandrine isimli bir kız kardeşi de vardı. Annesi Marie-Louise Élisabeth Labouret bir hancının kızıydı ve babası da Thomas-Alexandre Dumas'ydı. Thomas-Alexandre 1762'de Saint-Domingue'deki bir kolonide doğmuştu. Fransız bir asil ve kolonideki topçu sınıfının komiseri olan marki Alexandre-Antoine Davy de la Pailleterie ile Afro-Karayip kökenli bir köle olan Marie-Cessette Dumas'nın oğluydu. Annesinin Saint-Domingue veya Afrika'da doğup doğmadığının (Kreol olduğu anlamına gelen Fransızca bir soyadına sahip olmasına rağmen) bilinmemesinin yanı sıra atalarının Afrika'nın neresinden geldiği de bilinmez. Babası tarafından Fransa'ya götürülen Thomas-Alexandre askeri okulda eğitim gördü ve genç bir adamken orduya katıldı. Babası ile arası açıldıktan sonra Thomas-Alexandre annesinin soyadı Dumas'yı kullanmaya başladı. 31 yaşında generalliğe yükseldi ve Fransa ordusunda bu rütbeye yükselen ilk Afro-Antilli oldu. Fransız Devrim Savaşları'nda başarıyla mücadele etti. Napolyon'un emrinde general olarak İtalya ve Mısır'daki mücadelelerde yer almasına rağmen 1800'lerde gözden düştü ve Fransa'ya dönmesi istendi. Dönüşü sırasında gemisi o ve diğerlerinin savaş esiri olarak tutulacağı Napoli Krallığı'ndaki Taranto'da demir atmak zorunda kaldı. İki yıllık mahkûmiyeti sırasında sağlığı oldukça bozuldu. Alexandre doğduğu sıralarda babası iyice harap olmuştu.
Alexandre dört yaşındayken babası kanserden öldü. Dul kalan annesi oğluna iyi bir eğitim sağlayamadı ve elit bir okuldan gelen teklifi ücretleri karşılayamayacağı için reddetmek zorunda kaldı. Buna rağmen yılmayan Alexandre Dumas okuyabildiği her şeyi okudu ve kendi kendine İspanyolca öğrendi. Babasının Devrim Savaşları'nda gösterdiği kahramanlığa dair annesinin anlattığı hikâyeler genç çocuğun parlak hayalgücünü oldukça etkiledi. Fakirliklerine rağmen aile babalarının değerli itibarını ve soylu rütbesini korudu. Monarşinin yeniden kuruluşunun ardından 1822'de 20 yaşındaki Alexandre Paris'e taşındı. Palais-Royal'de Louis-Philippe'in makamında kendine bir görev edindi.

Kariyeri

Louis-Philippe için çalışırken aynı zamanda tiyatro oyunları ve dergiler için makaleler yazıyordu. Bir yetişkin olduğunda tıpkı onun yaşındayken babasının yaptığı gibi kölelik yapmış büyükannesinin soyadını kullanmaya başladı. İlk tiyatro oyunu Henri III et sa Cour 1829'da o 27 yaşındayken sahnelendi ve beğeniyle karşılandı. Sonraki yıl ikinci oyunu Christine de aynı derece takdir edildi. Bu başarılar ona tam zamanlı yazarlık yapabilmesi için yeterli geliri sağladı.
Dumas 1830'da X. Charles'ı devirip yerine tahta Orléans Dükü'nü geçiren Devrim'e katıldı. Dumas'nın eski işvereni Louis-Philippe ülkeyi yönetmeye başladı. Hoşnutsuz Cumhuriyetçilerin ve değişim isteyen yoksul kent işçilerinin tek tük ayaklanmalarından dolayı 1830'ların ortasına kadar Fransa'daki hayatta huzursuzluk hakimdi. Yaşam yavaşça normale dönerken ülke de sanayileşmeye başladı. Gelişen ekonomiyle birlikte basın yasaklarının da ortadan kalkmasıyla Dumas'nın yazarlık yetenekleri birçok kez ödüllendirildi.
Başarılı olan birkaç tiyatro oyunundan sonra Dumas roman yazmaya karar verdi. Savurgan bir yaşam tarzı olmasına ve her zaman kazandığından çok harcamasına rağmen Dumas zeki bir pazarlamacı olduğunu kanıtladı. Gazeteler birçok dizi şeklinde roman yayınlarken 1838'de Dumas da oyunlarından biri olan Le Capitaine Paul'ü dizi roman olarak tekrardan yazdı. Personel kadrosunu yazarların oluşturduğu bir yapım stüdyosu açtı ve buradan yüzlerce hikâye ortaya çıktı. Bütün öyküleri o kurguluyor, yön veriyor ve eklemeler yapıyordu.
Dumas birkaç arkadaşının yardımıyla Avrupa tarihinden ünlü suçlar ve suçlular hakkında Les crimes celebres adındaki sekiz ciltlik eserini 1839'dan 1841'e kadar geçen sürede tamamladı. Bu araştırmada Beatrice Cenci, Martin Guerre, Cesare ve Lucrezia Borgia'nın yanı sıra örneğin katil oldukları iddaa edilerek idam edilmiş Karl Ludwig Sand ve Antoine François Desrues gibi daha güncel olaylara da yer veriyordu.
Dumas kendisinin eskrim ustası Augustin Grisier ile 1840 tarihli Les armes et le duel romanında işbirliği yaptı. Hikâye Grisier'in gözünden Rusya'daki Aralıkçılar İsyanı sırasında yaşanan olaylara nasıl tanık olduğunu anlatıyordu. Sonuçta roman Çar I. Nikolay tarafından Rusya'da yasaklandı ve Dumas'nın ülkeyi ziyaret etmesi Çar'ın ölümüne değin yasaklandı. Le Comte de Monte-Cristo (Monte Kristo Kontu), Les Frères corses ve anılarında Grisier'ye olan büyük saygısını gösterir.
Dumas'nın pek çok asistanı ve ortağı vardı. Auguste Maquet aralarında en fazla bilinendir. Yirminci yüzyılın sonlarına kadar rolünün ne olduğu tam anlaşılamamıştı. Maquet'nin Monte Kristo Kontu'nun hikâyesinin anat hatlarını belirlediği ve Üç Silahşörler ile onun devam romanlarının yanında Dumas'nın birkaç eserine daha önemli katkıları olduğu biliniyor. Birlikte çalışma yöntemleri şöyleydi; Maquet konuyu tasarlar ve taslakları yazardı, Dumas da ayrıntıları, diyalogları ekler ve final bölümünü yazardı. Maquet kendi isminin de kitaplarda yer almasını ve çalışması için daha fazla para almasını sağlamak için Dumas'yı mahkemeye verdi. Parasını alma konusunda başarılı oldu ama ismini kitaplara koyduramadı.
Dumas'nın romanları o kadar popülerdi ki kısa süre içerisinde İngilizce'ye ve başka dillere çevrildiler. Yazıları sayesinde önemli bir miktarda para kazandı ama kadınlara çok para harcadığı ve şaşaalı bir hayat yaşadığı için sık sık iflas etti. İlişki yaşadığı tam 40 metresi bulundu. 1846 senesinde Paris'in dışındaki Le Port-Marly'de yanında yazması için ek bir binayla beraber Château de Monte-Cristo adlı kır evini inşa ettirdi. Burası sık sık Dumas'nın cömertliğinden yararlanıp uzun süre misafir kalan yabancı ve tanıdıklarla dolardı. İki yıl sonra mali zorluklar yaşamaya başladığı için tüm mülkü satmak zorunda kaldı.
Dumas birçok farklı türde örnekler verdi ve hayatı boyunca yaklaşık 100.000 sayfa yazısı basıldı. Deneyimlerini kullanarak yaptığı seyahatlerden sonra gezi kitapları yazdı. Kral Louis-Philippe bir isyanla tahttan indirildikten sonra Louis-Napoléon Bonaparte başkan seçildi. Dumas, Bonaparte tarafından sevilmediği ve de alacaklılarından kaçmak için Brüksel, Belçika'ya gitti. 1859 civarında da Fransızca'nın soylular arasında ikinci dil olduğu ve yazmanın çok popüler olduğu Rusya'ya hareket etti. Dumas farklı maceralar arama arzusundan dolayı ayrılmadan önce Rusya'da iki yıl geçirdi. Ayrıca Rusya hakkında bir gezi kitabı da yayınladı.
1861'de II. Vittorio Emanuele'yi kral seçen İtalya Krallığı kuruldu. Dumas buraya hareket etti ve sonraki üç yıl boyunca İtalyan birleşme hareketinde yer aldı. Indipendente adlı gazeteyi kurdu ve yönetti. 1864'te Paris'e dönerken İtalya hakkında gezi kitapları da yayınlatmıştı.
Aristokrat geçmişine ve kişisel başarılarına rağmen Dumas melez kökeni nedeniyle ayrımcılıkla uğraşmak zrounda kaldı. 1843'te ırk sorunlarından ve sömürgeciliğin etkisinden bahsettiği Georges adlı romanını yazdı. Afrika kökenli olmasından dolayı kendisine aşağılayıcı sözler sarf eden bir adama verdiği cevabı ünlü olmuştur. Dumas adama şöyle demişti:
Babam zenci bir melezdi, dedem bir zenciydi, büyük dedemse bir maymundu. Görüyorsunuz ya efendim, sizinkinin bittiği yerde benim ailem başlıyor.

Kişisel hayatı

Alexandre Dumas (1860)
Dumas 1 Şubat 1840'ta aktris Ida Ferrier (doğum adı Marguerite-Joséphine Ferrand (1811–1859)) ile evlendi. Başka kadınlarla da birliktelik yaşadı ve bu ilişkilerinden bilinen dört çocuğu oldu.
  • Alexandre Dumas, fils (1824–1895), bir terzi olan Marie-Laure-Catherine Labay'in (1794–1868) oğludur. Başarılı bir roman ve tiyatro oyunu yazarıdır.
  • Marie-Alexandrine Dumas (5 Mart 1831–1878), Belle Krelsamer'in (1803–1875) kızıdır.
  • Micaëlla-Clélie-Josepha-Élisabeth Cordier (doğum 1860), Emélie Cordier'nin kızıdır.
  • Henry Bauer, soyadı Bauer olan bir kadının oğludur.
Dumas 1866 civarında o zamanlar oldukça ünlü bir aktist olan Adah Isaacs Menken ile ilişki yaşadı. Aktris Londra'daki Mazeppa oyununda sergilediği performansla büyük övgü almıştı. Paris'te sergilenen sevilen oyun Les Pirates de la Savanne'de de rol alıp kariyerinin zirvesine çıkmıştı.
Yazılarından başlayarak Dumas'ı yıllardır araştıran uzman Claude Schopp, Dumas'ın birlikte olduğu 40 metresinin yanı sıra üç çocuğunu daha buldu.

Ölümü

Aralık 1870'de ölen Dumas doğduğu yer olan Aisne ilindeki Villers-Cotterêts'te gömüldü. Ölümü Fransa-Prusya Savaşı'nın gölgesinde kaldı ve değişen modayla da ünü azaldı. Yirminci yüzyılın sonlarında Reginald Hamel ve Claude Schopp gibi uzmanlar kaybolmuş işlerinin bulunmasının yanı sıra eserlerinin yeniden değerlendirilmesine ve sanatının takdir edilmesine sebep oldular. Dumas'nın Fransız kültürüne katkılarından dolayı 2002'de adına bir anma töreni düzenlendi.
1970'te onuruna Alexandre Dumas Paris Métro istasyonuna ismi verdildi. Paris'in dışındaki kır evi Château de Monte-Cristo restore edildi ve müze olarak halka açıldı.
Araştırmacılar Dumas'nın arşivlerdeki eserlerini bulmaya devam ettiler. Bunların arasında uzman Reginald Hamel'in Bibliothèque Nationale de France'ta bulduğu beş perdelik Altın Hırsızları oyunu da vardı. Bu oyun 2004'te Honoré-Champion tarafından yayınlandı.
2002'de Dumas'nın ikiyüzüncü doğumgününde Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac yazarın küllerinin birçok aydının gömüldüğü Paris'teki Panthéon anıtına tekrar getirildiği törende yer aldı. Tören televizyonda da gösterildi. Chirac konuşmasında şöyle demişti:
Senin sayende D'Artagnan, Monte Cristo ve Balsamo olup Fransa yollarında at sürdük, savaşlara tanıklık ettik, saraylara ve kalelere konuk olduk. Senin sayende bizler hayal ettik.

Chirac konuşmasında Fransa'da hala ırkçılığın var olduğunu kabul etti ve Alexandre Dumas'nın Victor Hugo ve Émile Zola gibi büyük yazarların yanına getirildiği törenin bu çirkinliği düzeltmenin yollarından biri olduğunu söyledi. Chirac ayrıca Fransa'dan pek çok büyük yazar çıkmasına rağmen hiçbirinin Dumas kadar okunmadığına dikkat çekti. Dumas'nın eserleri yaklaşık 100 kadar dile çevrildi ve 200'den fazla filme uyarlandı.

Eserleri