EXHIBITION etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
EXHIBITION etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Temmuz 2013 Perşembe

Artamonoff: Bizans İstanbul'u İmgeleri, 1930-1947 Sergisi

Kategori: Sergi
Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi

Tarihler: 24 Temmuz 2013 Çarşamba ~ 06 Ekim 2013 Pazar

Adres: İstiklal Cad. Nuru Ziya Sok. No: 5 Taksim Beyoğlu İstanbul
Telefon: 0212 393 60 00
  • Bizans İstanbul’u AnaMed’de sergileniyor.
    3. Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu kapsamında, amatör fotoğrafçı Nicholas V. Artamonoff’un 1930-1947 yılları arasında İstanbul’da çektiği fotoğraflar sergileniyor. “Artamonoff: Bizans İstanbul’u İmgeleri, 1930-1947” sergisinde, kentin tarihiyle yakından ilgilenen Artamonoff’un perspektifinden İstanbul’daki Bizans mirası sunuluyor. Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi (AnaMed)’nde açılan sergi, 6 Ekim’e kadar ziyaretçileri ağırlayacak.
    Rus asıllı amatör fotoğrafçı Nicholas V. Artamonoff’un İstanbul’da yaşadığı 1922-1947 yılları arasında çektiği fotoğraflardan oluşan “Artamonoff: Bizans İstanbul’u İmgeleri, 1930-1947” sergisi ziyarete açıldı. Koç Üniversitesi AnaMed tarafından gerçekleştirilen, Bizans’ta Ticaret temasının etraflıca işlendiği 3. Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu kapsamında açılan sergi, 6 Ekim’e kadar Beyoğlu AnaMed binasında ziyaret edilebilecek.
    Artamonoff’un 1930-1947 yılları arasında çektiği İstanbul’daki Bizans mimarlık mirası  
     
    ve insan manzaraları fotoğraflarından oluşan sergi, o dönemden beri köklü bir değişim geçiren kentin benzersiz bir kaydını oluşturuyor. Robert Kolej’de okuduğu ve çalıştığı yıllarda fotoğrafçılığa ve İstanbul’un kültürel mirasına merak saran Artamonoff’un eserlerine çok kapsamlı bir araştırma sonucu ulaşıldı.
    Artamonoff’un fotoğraflarında resmedilen anıtlardan bazıları arada geçen zamanda hasar görürken, bazıları kötü restorasyonlardan geçmiş ya da İstanbul’da yaşanan muazzam kentsel ve demografik büyüme sonucunda başka yapıların arasında kaybolmuştur. Artamonoff, yaşamın her alanında hızlı bir dönüşümün yaşandığı dönemde, fotoğraf makinesiyle, anıtların, arkeolojik sit alanlarının, kent manzaralarının, uzmanların ve sıradan insanların o anki hallerini yakaladığı fotoğraflarıyla, Bizans kalıntılarını kentin gündelik yaşamına katıyor. Kentsel doku, tarihi binaların ve kalıntıların yeniden kullanımları ve dönüşümleri, Artamonoff fotoğraflarında tekrarlanan temaları oluşturuyor.
    Artamonoff’un 1033 fotoğrafının büyük bölümü Washington’daki Dumbarton Oaks Research Library and Collection bünyesindeki Image Collections and Fieldwork Archives ile Smithsonian Institution’a bağlı Freer Gallery of Art and Arthur M. Sackler Archives’daki Myron Bement Smith Koleksiyonu’nda bulunuyor. Sergide bu fotoğraflardan bir seçkinin yanı sıra İstanbul Robert Kolej arşivinden fotoğrafçıyla ilgili orijinal belgeler de sergileniyor.
    Artamonoff fotoğraflarından oluşan dijital sergiye http://icfa.doaks.org/collections/artamonoff/ adresinden ulaşılabilir.

17 Temmuz 2013 Çarşamba

Jale Kuşhan Balmumu Heykel Müzesi

Kategori: İstanbul Müzeleri
Adres: Sapphire Çarşı Kat 4 İstanbul Emniyet Evleri Mh. Eski Büyükdere   Cd. No:1 4.Levent Beşiktaş İstanbul
İlçe: Beşiktaş
Telefon: 0212 268 80 80 - 0532 293 74 18
Web Adresi: http://balmumuheykelmuzesi.com

E Posta: bilgi@balmumuheykelmuzesi.com

Balmumu Heykel Müzesi Fikri Nasıl Oluştu? A. Ü. Jeofizik mühendisliği Bölümü mezunuyum. İstanbul’da bir inşaat şirketinde çalışırken, Rusya ve Eski Doğu Bloğu ülkeleriyle süratle artan ticari, kültürel, ekonomik ve turizme dayalı ilişkilerimiz nedeniyle Rusça bilen kalifiye insan kaynağına ihtiyaç duyulduğunu fark ettim. Bunun üzerine çalıştığım firmadan ücretsiz izne ayrılarak Ukrayna’nın Odessa şehri Politeknik üniversitesi   Rus Dili bölümüne ’ne kayıt oldum. O dönemlerde Rusya’da üretim durmuştu. Her şey yurt dışından getiriliyordu. Türkiye’ ye dönünce başta iş makineleri olmak üzere inşaat malzemeleri, cafe gereçleri vb konularda talepler almaya başladım. 1997 yılında kendi şirketimi kurarak ihracat yapmaya başladım. 1999 yılında St. Petersburg şehrinde yapılan uluslar arası makina fuarına katıldım. Çalışma saatleri dışında şehrin kültür ve sanat mekanlarını dolaşırken, balmumu heykel müzesini gezme olanağı buldum ve müzeyi gezerken çok etkilendim. Ülkemizde böyle bir müzenin olmadığını biliyordum müze yetkilileri ile görüştüğümde talep olduğu takdirde yurt dışında sergi açabildikleri bilgisini edindim. Bunun üzerine ülkemizde bir ilki gerçekleştirmek üzere girişimde bulundum. Müze yetkililerinden koşulları öğrendikten sonra üç bankadan kredi alarak 34 dünya büyüğüne ait balmumu heykellerini üç ay boyunca ülkemizde sergilemek üzere kiralıyarak Türkiye’ye getirdim. O dönemde  Türkiye’de balmumu heykel sanatının ne olduğu halk tarafından bilinmiyordu. Tanıtım için çok çaba sarf etmek gerekiyordu. Sergi alanı bulmakta zorlanıyordum. Diğer yandan sergiyi geçici olarak Türkiye’ye getirdiğim için Kültür Bakanlığı’ndan alınan uzatma süreleri dolunca müze yetkilileri ile görüştüm. Bunun üzerine kira öder gibi ödeme yaparak 34 heykeli St. Petersburg Müzesi’nden satın aldım. Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Türk büyüklerinin heykellerini yaptırmaya başladım. 11 yıl içinde 60’e çıkan heykel sayısı giderek artmakta, müzeye Türk ve Dünya tarihinden isimler eklenmeye devam etmektedir Bu sanatı halka tanıtmak adına 11 yılda 26 şehirde 50 sergi açtık. Bu çabalarımız sonucunda halkta, balmumu heykel sanatı ile ilgili farkındalık oluşmuştur. Bu durum müzeyi halkla buluşturma açısından olumlu iken; diğer yandan heykellerin hassasiyeti açısından sorun yaratmaktadır. Ne kadar dikkat edilse de, sürekli taşınmalarda heykeller zarar görebilmektedir. Bu nedenle zaman zaman heykellerin bakım , onarım ve makyajı konusunda eğitim almaktayım. Hedefim; İstanbul’da Türk ve Dünya büyüklerinden 100 ünlünün yer aldığı , dünyadaki ilkleriyle dünya çapında sabit bir Balmumu Heykel Müzesi kurmak, zaman zaman yurt dışında sergiler açarak ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek, ayrıca müze bünyesinde kurulabilecek atölyede balmumu heykel sanatçılarının yetişmesine olanak sağlamaktır. Balmumu Heykel Yapımı Bir heykel üzerinde 8-15 sanatçı çalışmakta ve heykellerin yapımı 1,5-3 ayda tamamlanmaktadır. Heykeli yapılacak kişi yaşıyorsa, kişinin el ve yüzünden mask alınmakta ve bir çok açıdan ayrıntılı fotoğraf çekimi yapılmaktadır. Eğer kişi yaşamıyorsa ve mezarının açılması için bürokratik engel yoksa, kişinin mezarı açılarak kemik yapısı incelenmekte, etnoloji ve antropoloji enstitüsü devreye girmekte, böylece kişinin yüz hatları bilimsel çalışma ile tespit edilebilmektedir. Sergimizde yer alan Korkunç İvan ve Timurlenk’te bu yöntem uygulanmıştır. Bu nedenle yüzyıllar önce yaşamış olmalarına rağmen gerçeğe çok yakın olduklarını söyleyebiliriz. Kişi yaşamıyorsa ve mezarının açılmasında bürokratik engeller varsa mevcut fotoğraflar, resimler veya tasvirlerden yararlanılmaktadır. Bire-bir çalışılan heykellerde kullanılan saç ve sakallar gerçek insan saçı ve sakalı, gözler ve dişler ise protezdir. Balmumu Heykel Sanatının Topluma Yararı Balmumu heykel sanatı, topluma kültür-sanat yoluyla tarih bilinci, tarih sevgisi aşılamanın yanında, öğrencilerin gelişiminde görsel ve uygulamalı eğitime katkısı açısından da son derece yararlı görülmektedir. Ayrıca turizme olan faydası da tartışmasız çok büyüktür. Dünyadaki “İlk” lerimiz Kentpark AVM’nin katkılarıyla 1000 m2 alanda, 6 farklı odada sergilenen Balmumu Heykel Müzesi dünyada ilk kez 4. Boyut kazanmıştır. Her heykelin kendine ait dekoru ile yaşadığı dönemin canlandırılması ve heykellerin bazılarındaki hareket heykellere bir boyut daha kazandırmaktadır. Dünyadaki diğer Balmumu Heykel Müzelerinden farklı olarak, konusunda uzman rehberler yaklaşık 40 dakika kadar ziyaretçilerimize bilgi vermekte ve anlatımlar cinevizyon gösterimleri ise desteklenmektedir. Dünyada ilk olan bir diğer uygulamamız ise; isteyen ziyaretçilerimizin el ya da ayak kalıplarının özel bir malzeme ile alınarak, balmumundan veya polyesterden kişiye özel çalışılmasıdır. Bu çalışmalar iyi korunduğu taktirde yüzyıllar boyunca saklanabilecek birer hatıra olarak saklanabilmektedir. Ziyaret saatleri ve ücretleri  GÖRSELLER
 
Ziyaret saatleri: Hergün 10:00 ile 22:00 arası. (Bayramlar ve yılbaşında Sapphire AVM'nin belirlediği saatler.)
 
       



   
 



 


 

 



8 Temmuz 2013 Pazartesi

Kadın Sanatçılardan Kimlikleri Sorgulatan Proje: Perde Arkası

Kategori: Sergi
Arc Sanat Galerisi

Tarihler: 01 Temmuz 2013 Pazartesi ~ 15 Temmuz 2013 Pazartesi

Adres: Kemerburgaz-Arcadium Life Göktürk/İstanbul Cad. Telekom Sok. 3/3 (WOODS Home Binası) Eyüp İstanbul

Tasarımcı Neslin Dölay ve Fotoğraf Sanatçısı Ceylan Atuk, ‘Perde Arkası’ isimli projeleriyle sanatseverlerle buluşuyor. Projede yer alan eserler, “ Perde Arkası - İstanbulana – Boyut” adlı üçlemenin ilk bölümünü oluştururken, sergi 15 Temmuz tarihine kadar gezilebilecek.
Yaz aylarının sıcak günlerinde, sanatla nefes almak isteyenler ARC Sanat Galerisi’nde 15 Temmuz tarihine kadar açık kalacak ‘Perde Arkası’ isimli sergiyi ziyaret edebilirler. Tasarımcı/Ressam Neslin Dölay ve fotoğraf sanatçısı Ceylan Atuk’un bir araya gelerek hayata geçirdikleri sergi; “Perde Arkası - İstanbulana – Boyut” başlıklı üçlemenin ilk bölümünü oluşturuyor. Kişiliğimizin önüne ya da arkasına yerleştirdiğimiz benliklerin arka planını sorgulayan “Perde Arkası” aynı zamanda yeni faaliyete başlayan ARC Sanat Galerisi’nin açılış sergisi olarak çıkıyor karşımıza.
Kendi alanlarında bağımsız çalışmalarını sürdürürken özel projeler için bir araya gelen Dölay ve Atuk; Perde Arkası”nda farklı alanlardaki teknikleri harmanlayarak 12 adet eser ortaya çıkardı. Topluma, aileye ve yaşama bağlı olarak kişinin benliğine uzaktan bakan yapıtlar, dayatılanlara ve bu süreç içerisinde oluşan kimliklere dair bir proje olarak ele alındı. Kişinin üst benliği; fotoğraf ve kolaj anlatımı ile gözler önüne seriliyor. Tasarımın ve fotoğraf sanatının birleşmesi projeye zenginlik katarak devamlılık sağlarken sanatçılar; ‘Yaşamımız süresince içimizde kaç benlik barındırabiliriz?”, ‘Benliklerimizin hepsini sahiplenebilir miyiz?”, “Bazılarını dışlayabilir miyiz?”, “Benliğimizle nasıl yüzleşiriz?’ sorularını sorarak, izleyiciyi de de bu sorularla yüzleştirmeyi amaçlıyor. Projenin asıl konseptini oluşturan soru sordukça var olan tasarımlar böylece “Soru sordurarak insanları ve tasarımı yönlendirebilir miyiz?” sorusuna evriliyor. Bu çalışma yaşayan bir proje olmaya devam ederek, kişinin düşünmeye devam edip, verileri olanlarla yetinmek yerine sordukça, sorguladıkça varoluşuna katkı sürdürdüğünü göstermeyi hedefliyor.
Sergi 15 Temmuz tarihine kadar ARC Sanat Galerisi’nde ziyaretçilere açık olacak.

 

20 Haziran 2013 Perşembe

SSM’nin Yeni Sergisi: Oryantalizmin 1001 Yüzü

 
 



Kategori: Sergi
Sakıp Sabancı Müzesi
Tarihler: 26 Nisan 2013 Cuma ~ 11 Ağustos 2013 Pazar

Adres: Sakıp Sabancı Cad. No:42 Emirgan Sarıyer İstanbul
Telefon: 012 277 22 00
Faks: 0212 229 49 14




S.Ü. Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), yeni sergisiyle Oryantalizmin 1001 yüzünü mercek altına alıyor. Sanatseverlerin ziyaretine açılan sergi, 19. yüzyıl Oryantalizmine odaklanırken, “Oryantalizm” teriminin kaynağına inerek bilim dünyasından arkeolojiye, mimariden dünya sergilerine, fotoğraftan modaya uzanan pek çok konudaki etkilerine ışık tutuyor. Sergide, 19. yüzyıl başında gerçekleşen arkeolojik kazılar, dünya sergileri görüntüleri, değerli kitaplar, Avrupa’daki Oryantalist mimarinin Osmanlı İmparatorluğu’ndaki uygulamaları, Oryantalist tarzda iç mekan tasarımları, sahne dekoru ve moda, stüdyo fotoğrafları ve 19. yüzyıl ile başlayan Doğu’ya seyahatin değişik aşamaları, obje ve örneklerle sunuluyor. Merkezinde, Oryantalizmin her zaman eş anlamlı kullanıldığı Oryantalist heykel ve tabloların yer aldığı “Oryantalizmin 1001 Yüzü”sergisi, Çiftçi Towers sponsorluğunda, Teknosa’nın teknoloji ve The Grand Tarabya’nın konaklama desteğiyle gerçekleştiriliyor.
Oryantalizme, Napoléon Bonaparte’ın 1798’deki Mısır seferi sonrasında Avrupa’da Doğu’ya ilgi ve merakın arttığı bir dönem çerçevesinde çok yönlü bir bakış açısıyla yaklaşan “Oryantalizmin 1001 Yüzü” sergisi, aynı zamanda Batı ile Doğu arasındaki etkileşimleri ve Edward Said’in 1978’de yayınladığı “Orientalism” kitabı ile başlayan yoğun tartışmaları da dikkate alıyor. Akademik bir kadro ile konularının önde gelen uzmanlarının oluşturduğu bilimsel danışma komitesinin desteğiyle hazırlanan sergi, bu sayede Oryantalizm kavramını, sadece Batılı merkez tarafından kontrol edilen tek taraflı bir söylem olmaktan çıkarıp, farklı alanlara yansımaları ve etkileri ile geniş bir yelpazede ele alıyor.

 
Sakıp Sabancı Müzesi Müdürü Dr. Nazan Ölçer ,“Sakıp Sabancı Müzesi olarak yaklaşık bir buçuk yıldır bu sergi üzerinde çalışıyoruz. Edebiyattan arkeoloji ve müziğe, fotoğraftan sahne sanatlarına ve modaya kadar pek çok farklı alanı kapsayan sergimizin omurgasını tarih ve sanat tarihi uzmanlarıyla bir araya gelerek oluşturduk. Oryantalizm kavramını, Napoléon Bonaparte’ın askeri bir harekâttan öte adeta akademik ve bilimsel bir çıkarmaya dönüşen Mısır seferi ve takip eden süreçte Batı’nın Doğu’ya artan ilgi ve merakını, sözünü ettiğimiz farklı disiplinlere yansıyan çok yönlü bir bakış açısıyla anlatıyoruz. Yüzyıllardır Doğu medeniyetinin Batı’nın kültür ve sanat ortamına yaptığı büyük etki bilinmekle birlikte, 19. yüzyılda geçmişin bütün akımlarından daha kalıcı olan, 20. yüzyıl sanatına uzun soluklu bir değişim getiren ve iz bırakan Oryantalizmi keşfetmeye tüm sanatseverleri davet ediyoruz.” dedi.
Serginin açılışını takiben, 26 ve 27 Nisan’da iki gün boyunca düzenlenecek konferans programı kapsamında serginin bilimsel danışma komitesinde de yer alan profesörler, Oryantalizmi resim, mimari, müzik ve sinema gibi alanlar üzerinden kimi zaman disiplinler arası karşılaştırmalı olarak anlatacak. 11 Ağustos’a kadar SSM’de ziyaret edilebilecek sergi süresince konferans programları, film gösterimleri, çocuk ve yetişkin eğitimleri gerçekleştirilecek
 

 

 

 


 
 


 

 
 
 

26 Mayıs 2013 Pazar

4.Kültürlerarası Sanat Diyalogları

Beyoğlu’nda “4.Kültürlerarası Sanat Diyalogları” başlıyor

1-9 Haziran 2013 tarihleri arasında gerçekleşecek “4’üncü Kültürlerarası Sanat Diyalogları”nın programı açıklandı.
14 ülkeden sanatçıların katılacağı etkinlik, 1 Haziran’da Serkan Çağrı ve Mario Rispo konseriyle başlayacak. İlk defa biraraya gelecek olan Alman sanatçı Mario Rispo ve Serkan Çağrı Türk müziği performansıyla izleyicilere doyumsuz bir konser verecek. Bu yıl Taksim İstiklal Caddesi üzerinde bulunan Mis Sokak’ta kurulacak sahnede yapılacak konser, tiyatro ve dans gösterileri 9 Haziran’a kadar sürecek. Kültürlerarası Sanat Diyalogları etkinlikler kapsamında plastik sanatların farklı disiplinlerinden Türk ve yabancı sanatçıların sergileri, Galatasaray Meydanı, Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi, Cihangir Sanat Galerisi ve Beyoğlu Gençlik Merkezi, Gallery Art and Life, Galeri Merhart, Kumbaracı 4, Marjinart, Arte gibi sanat galerilerinde 30 Hazirana kadar sanatseverler ile bulaşacak.Kısaca KSD olarak da anılan etkinlikte bu yıl Avrupa’nın pek çok ülkesinden gelen sanatçılar, İstanbullulara unutulmaz anlar yaşatacak.

3 Mayıs 2013 Cuma

Suyun Betimsiz Aşkı Sergisi

 

Kategori: Sergi
Beylerbeyi Sarayı Tünel Galeri

Tarihler: 01 Mayıs 2013 Çarşamba ~ 10 Mayıs 2013 Cuma

Adres: Beylerbeyi Mah Üsküdar İstanbul
 
 
 
 
 
Suyun Betimsiz Aşkı Sergisi” 1 Mayıs 2013 tarihinde Beylerbeyi SarayıTünel Galeri’de açılıyor. Sergi, Ebru sanatçısı Güzin Kayır ve Seramik Sanatçısı Cangül Şimşek’in 62 Ebru tablosu ve 60 seramik eserinden oluşuyor.
Ebru ustası eğitmen Feride Dayanç tarafından açılacak olan serginin ana teması toprak. Geleneksel Ebru motiflerinin yanı sıra içinde perspektif ve ışık olan modern ebru tabloları ve toprağın yaşamsal doğurganlığına gönderme yapan canlıların modernize edilmiş haliyle şekil alan seramik eserler, sanatseverlerle buluşacak.
Sponsorluğunun Seferihisar Belediyesi tarafından üstlenilen sergi, 10 Mayıs 2013 tarihine kadar Pazartesi ve Perşembe günleri hariç 09:30 – 17:30 saatleri arasında Beylerbeyi Tünel Galeri’de gezilebilecek.
Güzin Kayır Kimdir?
1953 doğumlu olan Ebru sanatçısı Güzin Kayır, İş Bankası, Pamukbank Kültür ve Sanat Vakfı, Tarih Vakfı ve Darphane-i Amire’nin işletme müdürlüğünü üstlendi. Aynı zamanda Yıldız Teknik Üniversitesi bünyesindeki Yusuf Taktak resim atölyesinde klasik resim eğitimi aldı. Ebru sanatçısı Feride Dayanç’tan 2 yıl Ebru Eğitimi alan Güzin Kayır, Kadıköy Halk Eğitim Merkezi Ebru hocası Beyhan Atalar’ın atölyesinde eğitim aldıktan sonra ebru sanatı üzerine bilgilerini ve deneyimlerini geliştirdi.Geleneksel ebru malzemeleri ve tekniği ile derinliği ışığı olan figüratif çalışmalar yanı sıra geleneksel motifleri kendine özgü yorumlarla günümüze uyarlamakta, geçmişle günümüz arasında bir köprü oluşturma gayreti resimlerinde izlenmektedir. Seferihisar İzmir’de Sanatevim’de çalışmalarına devam etmektedir.
Cangül Şimşek Kimdir
1951 yılında Eskişehir’de doğan Cangül Şimşek İki çocuk annesidir.. Eğitimci olan sanatçı, Balçova İlçesinde, 2 yıl üst üste Bilim Şenlikleri organizasyonunda yönetici olarak yer aldı. 26 yıl devam eden eğitimcilik hayatını sonlandırma kararı ile kendisini besleyecek sanat alanını, geçmişte beğeni ve ilgi ile izlediği seramik olarak benimsedi. 2004 yılın da Narlıdere Halk Eğitim Merkezinde “ Gönül Sönmez Seramik Atölyesinde“ 2 yıl eğitim aldı. Çalışmalarına ve eğitimine Güzelyalı Sanat merkezinde seramik sanatçısı Pervin Özdemir’le 2 yıl daha devam etti. 2012 yılına dek İzmir, Seferihisar Belediyesinin açmış olduğu MUSE seramik atölyesinde, Heykeltraş – Seramik sanatçısı Hakan KİREZCİ ile eğitimine ve üretimine devam etti. Ürettiği eserlerinden izlendiği gibi geçmişteki mesleğinde yer alan doğa ve canlılardan esinlendiği görülmekte. Seferihisar’da Sanatevim’de çalışmalarını sürdürmektedir.

18 Nisan 2013 Perşembe

Jale Yılmabaşar'ın Resim Sergisi FMV Galeri Işık'ta


Prof. Dr. Jale Yılmabaşar, 10 yıllık bir aranın ardından Türkiye'de yeni bir sergi açmaya hazırlanıyor.

Uzun bir aradan sonra Türkiye'deki sanatseverlerle yeniden buluşmaya hazırlanan devlet sanatçısı Prof. Dr. Jale Yılmabaşar, "Jale Yılmabaşar 50. Sanat Yılı Resimleri" sergisiyle, 25 Nisan-18 Mayıs tarihlerinde Feyziye Mektepleri Vakfı'na ait Galeri Işık'ta olacak.

Bugüne dek yurtiçi ve yurtdışında açtığı sayısız sergisiyle büyük yankı uyandıran, Türkiye'nin ilk kadın seramik profesörü Prof. Dr. Jale Yılmabaşar, 10 yıllık bir aranın ardından Türkiye'de yeni bir sergi açmaya hazırlanıyor. Uzun bir süredir çalışmalarına Almanya ve Paris'te devam eden sanatçı, son dönemde yaptığı resimlerle bildiğimizin ötesinde çok farklı 'Jale Yılmabaşar yapıtları' ile karışımıza çıkıyor bu kez.

1963 yılında açtığı "Jale'nin Horozları" adlı ilk sergisiyle, sanat dünyasının en başarılı isimleri arasına girmeyi başaran Yılmabaşar, "Jale Yılmabaşar 50. Sanat Yılı Resimleri" sergisinde de birbirinden etkileyici kadın portreleri ve diğer çalışmalarıyla sanatseverleri büyülemeye hazırlanıyor.

1990 yılında Paris Unesco da resimleri Picasso ve Miro ile sergilenen, 2000'de Moskova, 2007 yılında Münih Devlet Müzesi'nde 1 sene süreyle resimleri sergilenmiş olan , dünyanın pek çok ülkesinde sayısız sergi açan, "Mimaride Seramik" adlı kitabı New York, Washington D.C, Avustralya üniversitelerinde kaynak kitap olarak okutulan Yılmabaşar, yurtdışındaki birçok serginin de şeref konuğu olmuştur. Picasso Müzesi'nin daveti üzerine 3 sene jüri üyeliği yapmıştır. İtalya ve Almanya'da 2 adet Uluslar arası Altın Madalya kazanmıştır.

Fransızların "Ateşin Ustası" olarak adlandırdığı sanatçının 25 Nisan-18 Mayıs tarihlerinde Feyziye Mektepleri Vakfı 'na ait Galeri Işık'taki sergisinde de renklerden yarattığı olağanüstü dünyaya ve Yılmabaşar'a bir kez daha hayran kalacaksınız. 

İstanbul'un Yeni Sanat Fuarı: All Arts Istanbul

All Arts Istanbul; Türk ve Osmanlı gelenekli sanatlarından, antikaya, modern sanata sanatseverlere geniş bir yelpaze sunacak.

İstanbul Kongre Merkezi'nde Nisan ayında ilk kez düzenlenecek

İstanbul, 2013 Nisan ayında çok farklı bir konseptle tasarlanan yepyeni bir fuara kavuşacak. İstanbul Kongre Merkezi Fuar alanında 18 - 21 Nisan 2013 tarihleri arasında ilk kez sanatseverlerle buluşacak olan All Arts Istanbul fuarı, sanat dünyasında geçmiş ve güncel, geleneksel ve modern tüm üretimi kuşatacak ve kavrayacak; klasik Türk sanatları, antika, modern sanat örnekleri ile İstanbul'un ve bölgenin sanat hayatına farklı bir boyut getirecek.

Bölge ülkelerden uzmanlar, kanaat önderleri, koleksiyonerler, akademisyenleri davet ederek İstanbul'un geniş bir bölgede izlenen ve yeni açılımlara olanak tanıyan bir platform haline gelmesi vizyonu ile hareket eden fuar; Türkiye'de sanata, sanat nesnesine yatırım yapan her kesimden insanı ve kurumu bir araya getirecek bir zemin olmayı hedefliyor.

Fuara galeriler, kurumlar ve müzayede evlerinin yanı sıra sahaflar, ustalar, zanaatkârlar, antikacılar ve yayınlar katılacak. All Arts Istanbul sanat fuarı farklı kategorilerden oluşacak; Birinci bölümde Klasik Türk Sanatları yani gelenekli sanat icra eden ustalara yer verilecek. Bu bölümde aralarında yazma, hat, keçe, tezhip, minyatür de olmak üzere 12 kategoriden 92 usta ve sanatçı yer alacak. İkinci bölümde Antika; Resim, çini, efemera (gündelik hayata ait biriktirilmiş ufak tefek), kuyum, halı, nümizmatik (sikke ve madeni paralar) - örnekleri yer alacak. Üçüncü bölümde ise Modern ve Çağdaş Sanat örneklerinin sergileneceği galeriler bulunacak. Özel koleksiyonların da görülebileceği fuar sanat kurumları, sanat yayınları, kitapçı ve sahaflar ile beraber 140 katılımcıyı ağırlayacak.

Remzi Gür "Divan-I Hümayun Emanetleri" (Remzi Gür Koleksiyonundan Ferman Seçkisi), Papko/Öner Kocabeyoğlu Koleksiyonu (Modern Türk Sanatları ve Heykel Seçkisi), Yusuf İyilik Geleneksel Türk Sanatları koleksiyonları fuar kapsamında sanatseverlerle buluşacak.

Türkiye'nin yeni uluslararası sanat fuarı All Arts İstanbul' da; II. Abdülhamit döneminde saray ressamı olarak Osmanlı sarayına hizmet vermiş oryantalist ressam Fausto Zonaro'nun eserleri de yer alacak.

Fuar, katılımcılarına, sanatçıların stüdyolarına ziyaretler; müze ve özel koleksiyonlara rehberli turlarla birlikte seminer, konferans ve atölye çalışmaları gibi paralel programları da sunacak. Düzenlenecek konferans serisi kapsamında Prof. Dr. Uğur Derman, Prof. Dr. Gül İrepoğlu, Prof. Hüsamettin Koçan, Prof. Dr. İskender Pala gibi önemli sanat profesyonelleri konuşmacı olarak konuk edilecek. Konferans programı kapsamında gerçekleşecek konuşmalarda; "Klasik ve Özgün Hat Uygulamalarının Genel Değerlendirilmesi", "Dünya Fuarlarında Osmanlılar ve Oryantalizme Etkileri", "Tarihte Kadın Hattatlar", gibi konu başlıklarına odaklanılacak. Konferans programının önemli konularından biri de İstanbul Zeyrek'te bulunan ve Mimar Sinan tarafından Barbaros Hayrettin Paşa adına inşa edilen Çinili Hamam'ın çinileri ve Osmanlı çini sanatının çeşitli yönlerinin irdeleneceği "İstanbul'da Bir Hamam ve Osmanlı Çinileri" olacak. Konuşmacılar arasında Louvre Müzesi'nden Charlotte Maurry konuk olacak.

All Arts Istanbul Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli, İstanbul'un giderek dünyanın en önemli çağdaş sanat merkezlerinden biri olma noktasına geldiğini, Bienal ve bu yıl 7'ncisi yapılan Contemporary Istanbul Çağdaş Sanat Fuarı'nın bu gelişmede önemli rol oynadığını belirtti. Güreli, şöyle devam etti: "İstanbul'un Türkiye tarihinin hiçbir döneminde görmediği ilginç ve önemli sergiler son birkaç yılda gerçekleştirmiştir. İstanbul çağdaş sanattan sonra All Arts Istanbul fuarı ile kültürel, ekonomik ve turistik sınırlarını daha da geliştirecektir. Geleneksel sanatlara dönük çok yoğun ilgi, modernleşmenin aracı olan sanata yatırım ihtiyacı bugün söz konusu alanlarda bilinen isimlerin dışında da elle tutulur haldedir."

All Arts Istanbul Genel Koordinatörü Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman da şunları söyledi: "All Arts Istanbul, Türkiye'de üretilen ve evrensel düzeyde örneklere sahip olmakla birlikte müzayedeler ve bazı sınırlı ilişkiler dışında yeterli bir tanıtım ve pazarlama zemini bulamayan geleneksel sanat eserleri için platform yaratacak. Bugüne kadar ellerindeki birikimi sadece müzayedelerde değerlendiren koleksiyonerlere sahip oldukları değerli nesneleri fuarda sunmak, tanıtmak, gerektiğinde satmak imkânını kavuşturacak, mevcut koleksiyonların zenginleştirilmesi, dönüştürülmesi için fırsat yaratacak."





21 Mart 2013 Perşembe

Işık ve Renklerin Dansı sergi


Kendine özgü çalışmalarıyla beğeni kazanan ressam Yüksel Yüceoral ile çalışan Melek
Atölyesi sanatçıları, karma yağlıboya çalışmalarından oluşan eserlerini sanatseverlerle
buluşturuyor.
Resim sanatçısı Yüksel Yüceoral ile çalışmalarına devam eden Melek Atölyesi
ressamlarının en güzel eserleri sanatseverlerle buluşuyor. Bahar temalı sergide
sanatçıların, klasik,empresyonist ve ekspresif tarzdaki özgün çalışmalarının en güzel
örnekleri 31 Mart – 7 Nisan tarihleri arasında görülebilecek.
Ressam Yüksel Yüceoral'ın evsahipliğinde açılacak serginin kokteyli ise 31 Mart Pazar
günü saat 18.00'de yapılacak.
Melek atölyesi ressamları; eserlerinde açık ve koyu değerlere yer vererek resimlerinde bütünlüğü sanatsal anlatımla sergiliyor.
Hayallere, gözlemlere ait duygular sanatçıların kendi pencerelerinden yansıtılıyor.

14 Ocak 2013 Pazartesi

Koray Keküllüoğlu yeni sergisi “Tuhaf”




 Koray Keküllüoğlu yeni sergisi “Tuhaf”la Ütopya Platform’da

Resimlerinde konularını uzaklarda değil, yanı başında arayan ressam Koray Keküllüoğlu yeni çalışması “Tuhaf”la 12-31 Ocak 2013 tarihleri arasından sanatseverlerle buluşacak.
Koray Keküllüoğlu, resimlerinde günlük yaşamda herkes tarafından kullanılan, satın alınan, eskitilen, çöpe atılan, yenilen içilen, kısacası hayatımızı paylaştığımız objelerden hareket eder. Onun resimlerinde tüketim kavramı sadece para karşılığında sahip olduğumuz nesneleri içermez. İnsan ilişkilerini, duyguları ,yaşamı, zamanı, o anı anlatır… Kısacası bize yaşadığımızı hissettiren her durumu kapsar. Önemli olan konunun gerçekliğidir, yaşanırlılığıdır. Sonunda “O artık işime yaramaz” ya da ‘’Sıkıldım’’ dediğimiz ve geride bıraktığımız her şeyi tüketmişizdir zaten…

27 Kasım 2012 Salı

İpek Yolu’nun sanat hazineleri İstanbul’da

İpek Yolu’nun sanat hazineleri İstanbul’da

Yayınlanma Tarihi: 26.11.2012
Güncellenme Tarihi: 26.11.2012

2012 yılı Türkiye’de “Çin Kültür Yılı” etkinlikleri, 20 Kasım 2012 – 20 Şubat 2013 tarihleri arası yıla damga vuracak iki büyük sergi ile devam ediyor.
“Dünyanın 8 Harikası”dan biri olarak görülen Çin'in meşhur ölümsüz ordusu, Terracotta Askerleri’nin de yer aldığı 101 adet paha biçilmez eserden oluşan “Çin Hazineleri”, Topkapı Sarayı Müzesi’nde sergileniyor.
MÖ 210 tarihinde yapılan ve Birinci Çin imparatoru Qin Shi Huang'ın mezarında bulunan heykeller, 1987 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirasları Listesi’ne alındı.
Dunhuang'in Renkleri - İpek Yoluna Açılan Büyülü Kapı sergisi ise Çin’in dışında, dünyada ilk kez İstanbul’da sergileniyor. Dünya Kültür Mirasları listesindeki Dunhuang Mağara Budist Sanatı sergisi, Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde sanatseverlerle buluşuyor.
7 Ocak 2013’e dek izlenebilecek olan ‘DunHuang'ın Renkleri- İpek Yoluna Açılan Büyülü Kapı” sergisi beş ana bölümden oluşuyor. Sergide üç büyük mağaranın aynı ölçülerdeki yapımının reprodüksiyonu, 28 parça duvar resmi, 21 adet heykel, 250 parça küçük rölyef,10 adet eski müzik aleti, tuğla sanatı eserleri, sutralar, mağara sanatları yapımında kullanılan malzemeler yer alıyor.
“DunHuang'ın Renkleri- İpek Yoluna Açılan Büyülü Kapı” sergisi kapsamında ilgili alanlarda uzmanların katılacağı konferanslar, açılışı izleyen günlere özel olmak üzere Çinli dansçılardan performanslar ve Çin kültürünü yansıtan ritüeller de var. Sergi kapsamında 20-30 Kasım tarihleri arasında her gün ‘DunHuang: Rüya Ülkem’ başlıklı drama dans gösterisi Gangsu Eyaleti Dans Topluluğu tarafından sergileniyor. Gösteriler saat 18:30’da Tophane-i Amire Kültür Sanat Merkezi Tek Kubbe Salonu’nda.
Ayrıca, sergi süresince Tophane-i Amire Kültür Sanat Merkezi Sarnıçlar bölümünde Çin’den getirilen mobilyalarla oluşturulacak “Çin Çay Evi”nde izleyicilere geleneksel Çin çayı sunumu yapılacak.

17 Ağustos 2012 Cuma

Ziya Taşkent



Ziya Taşkent (d. 1932, Adapazarı – ö. 17 Ağustos 1999, Çiftlikköy). Türk sanat müziği bestekârı, solist. Liseden mezun olduktan sonra, üniversitede bir yıl hukuk okudu. 1953 yılında Ankara Radyosu'nda başlayan sanat hayatını daha sonra Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT) çatısı altında, kesintisiz 45 yıl solist, hoca, besteci ve şef olarak sürdürdü. 1998 yılında, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Taşkent'e Devlet Sanatçısı unvanı verildi. 17 Ağustos Marmara depreminde ses sanatçısı eşi Ulviye Taşkent, kızı Rengin Dalmanoğlu, torunları Ece ve Efe Dalmanoğlu ile birlikte Yalova'nın Çiftlikköy ilçesinde yaşamını yitirdi. Taşkent'in cenazesi Kocatepe Camisi'nde düzenlenen törenin ardından Cebeci Asri Mezarlığı'nda toprağa verildi. 

Bestelerinden bazıları

HİCAZ

  • Ne gelen ne soran var, acı geçti günlerim

Rast

  • Bir gün bu ayrılık biter diyordun

Hüzzam

  • Dinmiyor hiç bu akşam ne gözyaşım ne acım
  • Rüzgar susmuş ses vermiyor nedendir
  • Ne bekledim sevgiden ne kaldı bak elimde

Kürdî

  • Bir sabah istiyorum

Muhayyer

  • Bir gün sevdiğimi anlayacaksın (Gücüme gidiyor böyle yaşamak)
  • Ay batarsa batsın, bakışın yeter
  • Karanlık etme artık, çekil benim ufkumdan
  • Hiç şansım kalmadı sevdadan yana

Nihavend

 Ne istedin ne verdin, aklında mı hesabı

  VİDEO BEN GAMLI HAZAN                               VİDEO BAHAR BİTTİ GÜZ BİTTİ